Türkiye’de Hukuk ve Papatya Falı

0
1031

Bu yazının konusu AKP değil, AKP’ye muhalifliği ile ayakta kalmaya çalışan sağ-sol, laik – Kemalist, emekçi olduğunu iddia edenlerin söylem ve eylemlerinin ikircikli halini anlatmak üzere kaleme alınmıştır.

Türkiye’de hukukun kalmadığını, adaletin Adalet Sarayı’nda değil “Kaçak Saray’a” bağlı olduğunu her mikrofon gördüklerinde dile getirmektedirler. Kendi Belediye Başkanları görevden alındığında hukuk yok diye ağlayanlar başka partiden görevden alınan onlarca Belediye Başkanına demokrasinin gereği kılıfını sundular. Kendi Milletvekilleri cezaevlerine yolladıklarında savcıların Erdoğan’ın emriyle hareket ettiğini ileri sürerken karşı gördükleri vekillerin cezaevine alınması için “dokunulmazlık kalksın” diyen Erdoğan’ın istediğinin altına imza atmakta yarıştılar.

Gazetecileri ve gazetelerinin Hizmet Hareketi ile iltisaklı olduğu iddia edildiğinde bunu ülkede adaletin en dip dönemde olduğunu günlerce bağırarak anlatıp, aynı hakim ve savcı tarafından Hizmet Hareketine burs veren ev kadınına “terörist” damgasını vurmasını “adaletin altın çağını” yaşadığını ifade etmekten bir an olsun geri durmazlar.

Ülkemizde başta vergilerimizle mecliste ayak ayak üstüne atıp oturan muhalefet milletvekillerinden tutun kendini AKP’ye muhalif olarak lanse edenlerin bu ikircikli halini trajikomik olarak görmekteyiz.

Sözcü gazetesi, Cumhuriyet gazetesi, Odatv gibi yayın organlarına ve yazarlarına baktığımızda bu dualizmi mabet haline getirdiklerini açık şekilde görmekteyiz.
Varlıklarını AKP’ye muhalif olmaya borçlu olanlar AKP’nin Hizmet Hareketinden olduğu “iddiasını” taşıması çoluk-çocuk, yaşlı-genç demeden yapmış olduğu tüm hukuksuzlukları troller seviyesinde alkışladığını görmekteyiz.

Adalet yok diyerek günlerce yol yürüyenlerin cezaevlerindeki 60 bin insanın, mesleklerinde ihraç edilen 120 bin insana (bu yazı yazılırken yeni binlerce ihraç haberi gelmekte), cezaevlerinde yüzlerce bebeğe ses vermediğini, veremediğini, hatta vermek istemediğini yürüdükleri yolun başta ne kadar çıkar üzerine bina edildiğinin açık halini görmekteyiz.
AKP’ye muhalefet ederken kendilerini Dreyfus’u savunan Emile Zola, Tuz Yürüyüşü yapan Gandi olarak görenlerin söz konusu Hizmet Hareketi olunca Cem Küçük’ten farksız olduklarını ispat ediyorlar.

AKP’nin Hizmet Hareketini yaftalamak, imha etmek adına kullanmış olduğu tüm kavramları, yapmış olduğu tüm zulümleri “adaletin altın çağını” yaşadığını adaletin yerini bulduğunu gazete manşetlerine havuz medyasına fırsat vermeden taşımaktan bir adım geri durmazlar.
AKP’nin Hizmet Hareketini imha adına kullandığı tüm argümanları, iftiralarını ne adalet süzgecinde geçirmeye, ne vicdan süzgecinden geçirmeye gerek duymadan Akp’nin ateşine odun taşımaktalar.

Bunların hali hepimizin bildiği “seviyor sevmiyor…”diye baktığımız “Papatya Falı” misali gibi, falın başına gelecek olan falın sonuncu göre değişir, isteğimizin gerçekleşmesine göre; ya ayak altında ezilir ya da bir kitap sayfasına arasında muhafaza edilirdi.
AKP muhaliflerinde ki adalet anlayışı bu!

Asım Ahmet Sana

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here