Bu Hareketin Lideri Gerçekten Hocaefendi mi?

0
2533

Cemaat özelinde “Kendimizle Yüzleşme ve Muhasebe ile Yenilenme” tartışmaları giderek yoğunlaşıyor.
Bu yazıda, ‘Yenilenme’ derken kastedilen şeylerden bir kaçını kendi dar zaviyemden somut örneklerle açıklamaya çalışacağım.

 

Örnek-1 :
Hocaefendi’nin 2008’de bir Bamteli Sohbeti’nde özetle:

“Hicret edin, hayat bulun! Hicret edin, ölümden kurtulun!
Benim gaye-i hayalim herkesin hicret etmesi.
Türkiye’de yeterince insan var, 2-3 milyon insanın hicret etmesiyle bir şey kaybetmeyiz.
Hele günümüzde hicret mevzuunda üşengeçlik asla kabul edilemez.
Gidin!.. Gidin!.. İlla bir emir yazıp göndermemiz mi gerekiyor?” dediğini hatırlarsınız.

Ben o sıralar İstanbul’da üniversite öğrencisiydim. Esnaf/Hoca/Talebe sayısının ve hizmet faaliyetlerinin diğer beldelere nazaran belki en yoğun olduğu, Sur Dışı’nda bir bölgede kalıyordum.

Hocaefendi’nin bu yönlendirmesinden sonraki süreçte, yurtdışından gelip vazife alanlar oldu ama “şu hoca/esnaf abiler şu ülkelere gitmişler” diye bir şey duymadım.

Talebe cihetinde de (yakın zamanda ev/yurt sayısı 2-3 katına çıktığı için) eleman sıkıntısı olduğundan, hep kalmaya yönelik tahşidat yapılıyordu.

Öyle ki 2010 yılında, yaklaşık 10 Büyük Bölgeden yurtdışına gidecek öğretmen adayları sahneye davet edildiğinde toplam 7-8 kişiydik.

Yani bir yılda, yaklaşık 1000 öğrenci evinden yurtdışına giden öğretmen sayısı iki elin parmaklarını geçmiyordu.

Yani Hocaefendi’nin bu ‘Açık Emri’nden sonra yurtdışına hicret artmamış, hatta bazı bölgelerde azalmış bile olabilir..

Örnek-2 :
Hocaefendi  8 mart Dünya Kadınlar günü münasebetiyle yayınladığı mesajda özetle:

“Allah (cc) kadın ve erkeği bir vahidin iki yüzü olarak yaratmıştır. Kadınlar da erkekler gibi hayatın içinde her rolü alabilirler. Bu realite, toplumda da aynı şekilde tezahür etmelidir. Dünyada kaç tane kadın cumhurbaşkanı, genelkurmay başkanı var? Bunu bir an önce başlatıp realize etmeli ve dengeli hale getirmeliyiz.” diyor.

Bu mesajdan sonra geçen sürede -Kimse Yok Mu Derneği dışında- yöneticisi kadın olan bir hizmet kurumu/birimi/bölgesi oldu mu acaba?

Bu nasıl realize edilir diye toplantılarda konuşuldu mu?

Demek ki Hocaefendi’nin bu çağrısı da cevab-ı sevap alamamış, hatta duymazdan gelinmiş..

Bu iki örneğe bakarsak, sanırım dünyada bizim cemaat kadar liderine böyle açık bir şekilde itaatte kusur eden başka bir islami cemaat yoktur.

 

Örnek-3 :
Hocaefendi 19/11/2017 tarihli Bamteli sohbetinde özetle:
 “Şimdi bu gaile ve badireden akıllıca ve mantıklıca sıyrılmanın yolları araştırılmalı.. Acaba? Acaba? diyerek derinlemesine düşünülmeli ve müzakere edilmeli.. Aynı sıkıntıları gelecekte başka ülkelerde yaşamamak için makul metotlar geliştirilmeli..
Oturup-kalkıp ‘başımıza gelen şeyler şundan oldu’ demeli ve ‘hizmet metotlarımızı, sistemimizi yeniden ayarlamamız lazım’ mülahazası ile meşgul olunmalı..” diyor.

Sosyal medyada paylaşılanlara ve Yönetici Abilerin “tenkit etmeyin, hataları dile getirmeyin, şimdi eleştiri zamanı değil” tavırlarına bakarsak Hocaefendi’nin bu açık çağrısı da yerine getirilmiyor ve kulak ardı ediliyor.

Bu 3 örnekte açıkça görülüyor ki, bu gündemler Hizmet’in Yönetici Abileri tarafından İcra Kurullarında filtrelemeye ve budamaya uğruyor. Sonunda da tam tersi uygulamalarla karşı karşıya kalıyoruz.

 

Şimdi beraber bir test yapalım:

“BU HAREKETİ KİM YÖNETİYOR?” TESTİ:

 Hocaefendi 11/12/2017 tarihli Bamteli sohbetinde de özetle:

“Batı ülkelerine hicret etmiş arkadaşlar, bulundukları beldelerde dinin temel değerlerine ve füruatına aykırı olmayan aktivitelere katılsınlar. Onların kutsal mekanlarına, kiliselere gitsinler, o insanlarla aynı kültür ortamını solusunlar, sarmaş-dolaş olsunlar.” diyerek Ehl-i Kitap insanlarla ilişkimizin nasıl olması gerektiğini ifade ediyor ve diyalog adına bazı metotları çok net bir şekilde tavsiye ediyor.

Bu sohbet üzerinden 2 hafta geçti. Örnek-3’te bahsedilen Bamteli sohbeti üzerinden ise 1 ay geçti.

Eğer beldenizdeki Yönetici Abi, kısa süre içinde arkadaşları karşısına alıp “Arkadaşlar! Hocaefendi’nin bu iki konuda açık çağrısı var. Bunu vakit fevt etmeden realize etmemiz lazım.” deyip mevzuyu istişareye açmadıysa bilin ki o abinin başka bir ‘paralel imamı’ var ya da Hocaefendi’yi imam olarak kabul etmiyor demektir!

Diyelim ki belde abileri bu gündemleri realize etmek için aheste revlik ettiler..
Eğer belde abileri, ülke/kıta abilerinden bu iki konuda toplantı yapmaları için bir hatırlatma almadılarsa bilsinler ki o abiler ya başka yerlerden emir bekliyorlar, ya da Hocaefendi’yi liderleri olarak görmüyorlar!

Hizmet içindeki bu “Paralel Yapı” ile aktif mücadele etmemiz lazım 🙂

Şaka bir yana..

2008’de Hocaefendi’nin “Hicret edin, ölümden kurtulun!” açık ikazını hayata geçirmedik. -Sebepler planında- Başımıza ölümden beter musibetler geldi. Bundan sonra Hocaefendi’nin ikazlarını kulak ardı etme, tavsiyelerini yerine getirmeme lüksümüz yok!

(Bakınız: Cemaat Bu Krizden Çıkabilir mi? – Hizmet Konuşmaları – İsmail Sezgin – youtube.com/VideonTR)

SONUÇ OLARAK: ‘YENİLENME’ DERKEN NE İSTİYORUZ?

1- Bolivya Postası-2 yazısında da anlatıldığı gibi Yönetici Abilik makamının mümkün olduğunca hafif, şeffaf ve sınırlandırılmış olmasını, düzenleyicilikten öteye geçip katılaşmamasını istiyoruz.

Bu böyle olmayınca, yukarıdaki örneklerde gördüğümüz gibi Yönetici Abiler kendi içtihatlarına dayanarak ya da nefislerinin yönlendirmesiyle Hocaefendi’nin gündemlerini filtreleyebiliyorlar.

2008’de bir hoca abinin en güçlü esnaflarına “abi sizin gibi bi abinin kesin hicret etmesi lazım” dediğini ve bütün hoca abilerin bunu realize etmek için çabalaması sonucunda çok sayıda esnaf abinin yurtdışına çıktığını düşünsenize..

Şu anda Latin Amerika gibi yerlerde çoğu ülkenin ekonomisini bizim esnaf abiler yönlendiriyor olurdu Allah’ın izniyle..

 

2- Hocaefendi bir gündem söylediği zaman Yönetici Abilerin, ‘Bakalım bu gündem yukardan nasıl gelecek, abiler ne diyecek’ diye beklemelerini değil, yereldeki işi yapacak arkadaşlarla mevzuyu paylaşıp, maşeri vicdana mâl ederek işi çarçabuk realize etmelerini bekliyoruz. 


Böylece dünya genelinde bir gündem birliği olur, bi yerde yapılan güzel bi şey aynı anda başka yerdeki uygulamalara ilham verebilir.

Fikirler dikey değil, yatay olarak yayılırsa daha orjinal ve farklı açılımların önü kesilmemiş olur. Herkes aynı anda düşündüğü için “bunun düşünülmüşü var” deyip insanlar kendini tembelliğe salmaz.

Bu sayede Cemaat Hiyerarşisine atfedilen ‘Kerameti Kendinden Menkulluk’ bir nebze azalır diye ümid ediyorum.

3- Yönetici Abilerin bir mevzuda üstteki abiyi ikna etmeye çalışırken ya da yukarıya rapor verirken heyecanla yapılıp edilenleri anlattıktan sonra üstteki abinin gözünün içine bakarak ne diyecek diye beklemelerinden daha çok, beldedeki lokal toplantılarda arkadaşların gözünün içine “ben bu insanları bu işe nasıl razı ederim, gönüllerine girerek kendilerini bütün melekeleriyle bu işe vermelerini nasıl sağlarım” diye heyecanla bakmalarını bekliyoruz.


4-
Cemaati kimin yönettiğini, taktik/strateji ve gündemleri kimin belirlediğini bilmek istiyoruz. Alınan kararlar hangi meclislerde hangi şartlarda konuşuldu ve hangi kurullardan geçerek kimler tarafından karara bağlandı şeffaf bir şekilde görmek istiyoruz.

Bu sayede kararlardan direkt etkilenecek ve belki bu etkiyi tüm hayatı boyunca hissedecek hizmet erleri, alınan kararlara gönül rahatlığıyla uyabilir.

Karar alıcılar da dünyanın çeşitli yerlerindeki arkadaşlardan alacakları yapıcı eleştirilerle daha iyi, doğru ve güzel kararlara imza atabilirler.

 

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here