İmtihan

0
1088

Acılarımız var kayda girmeyen; içten içe yakan, dumansız ve nârsız. Öyle bir acı ki bu sonunu gördüğün için belki, yaktığı ve yıktığı yeri önemsemiyorsun. Aslına çekilen bu şeylerin tarifini yapamıyorsun; hayrın da şerrinde nerden geldiğini bildiğinden dolayı.

İmkânsız bir rüyada gibi halimiz, bir yanımızda ümit tomurcukları şehbal açarken; diğer yanımızda hazana yüz tutmuş yapraklar var. Evet bir rüyadayız; kendi ellerimizle kurmaya çalıştığımız dünyamızı, yine kendi ellerimizle nasıl yıktığımızı anlatan ve yine kendi ellerinde yeniden inşa etmek zorunda olduğun bir rüya. Nasıl olacak ki, yıkılan bir bina, tonlarca enkaz, enkaz altında binlerce mağdur; ve hiç durmadan yürüyeceksiniz nidaları eşliğinde işe koyulma. Yani bir yandan tamire, tadile giderken diğer yandan geleceğe dönük zemin etüdü yapma; tatlı rüyaların inşasına başlama. Evet zor bir vazife gerçekten, çünkü yıkılmışlığın vermiş olduğu bir darbe var bünyede, hatalarımız ve kusurlarımız var sebep olunan ve bir yandan da durmamak var, düzeltmek var yeniden. Hele birde kendi içimizden dökülen kurşuni sesler var ki izahı, izanı mümkün değil verdiği acının ve nasıl zorluklara zorluk kattığının.

Her şeye rağmen yürüyoruz yollara ekilen dikenler kanatsa da yüreğimizi. Yolun erkanını bilemesek de, bilip hakkını veremesek de, Rabbimiz yürütüyor bizleri. Belki de her şey O’nda başlıyor ve nihayet O’nda bitiyordu da biz farkına varmadan fani cisimlerimize değer atfedip meseleyi karartıyorduk. Yine bir ses geliyor asrın imamından: Cismaniyetten çık, kalp ve ruhun derece-i hayatına gir. Yine mesele ilmel yakinde kalmış bir türlü iman hayata hayat olamamış, aynel yakini de aşıp hakkal yakin denizinde yüzülememişti. Okumuştuk, dinlemiştik hatta anlatmıştık her şeyi birbirimize. Ama son bir viraj vardı. Kaderin bize hazırladığı belki en çetin sınavdı bu; kendimizde hesaplaşma, sana vaat edileni gözden geçirme, konumun, varlık ve yoklukla imtihan, yalnızlık… ve en önemlisi de iman; Allah’a iman, davaya iman mazinin derelerinden görülen ati de olacaklara iman, buna ek olarak da tek başına kaldığında dahi yeniden başlayacak kadar azim, aşk, şevk ve iman dolu bir kalp sahibi olma ya da olamama imtihanı.

Acılarımız var bizim; güneş ile aramızdaki mesafenin uzunluğu nispetinde ateşinden yandığımız acılar. Çok uzağız hakikate açılmaya, onu anlamaya idrak edebilmeye. Ateşi yakıyor diye bedenimizi yakınız sandık kendimizi. Biz sandıkça yanıldık, yanıldıkça yandık. Ve kaderin bize biçtiği rolü oynamak yerine, kendi arzu ve isteklerimize yelken açtık. İşte tam bu noktada durup, nefislerimize bakıp ‘sizin başınıza gelen iyilikler Ben’den; kötülükler ise ise nefsinizle işlemiş olduklarınızdandır’ ayeti celilesini odak noktasına alabilirsek, kimbilir belki bir sıçrama tahtasına binmiş gibi oluruz, oluruz da kat edemediğimiz onca mesafeleri bir çırpıda geçmiş oluruz.

Evet, gaye O ise şayet, çekilen açıların bir anlamı vardır. Hatta bu öyle anlamlıdır ki, çeken ne çektiğini bile bilmez ‘ballar balını buldum; kovanım yağma olsun’ der. Hayat denilen bu rüya eğer bu uğurda harcanıyorsa bir tohum gibi toprağa düşecek; bir tuba i cennet ağacının bitmesine vesile olacaktır Allah’ın izni ile. Evet bu yol zor, dikenli, yokuş, dehşetli kapanlar var dört bir yanda ama sana vaat edileni yaşıyorsun kur’anda.

Netice itibariyle bu son virajda fasıldan çok asla bakmalı, hakikat ve hikmet nazarlı mülahazarla meseleler değerlendirilmeli; Allah’a vermiş olduğumuz söz yerine getirilmeye çalışılmalıdır. Kazanma kuşağında kaybetme endişesi de göz ardı edilmemeli; son dem de bile olsun İman ile kabre gitmenin gayreti içinde olunmalıdır. Netice her zaman Allah’a aittir…

 

AKIN YALÇIN

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here