Kendimize Başka Amerikalı’ya Başka

3
2050

Amerikalılar ile birlikte yaptığımız diyalog endeksli toplantılarda baylar ve bayanlar istedikleri masada oturabiliyorlar. Ama kendi aramızda sadece hizmetten arkadaşların olduğu toplantılarda bayanlar ve baylar tamamen birbirlerinden ayrılıyorlar ve iki grup birbiriyle konuşmaya korkuyor . İşin daha ilginci bu dualite hizmet mensubu arkadaşlarca çok normal karşılanıyor.

Yani kendimize başka Amerikalı’ya başka.

Dünya’nın İslamiyet’in gerçek nurlu yüzünü ihtiyacı var. Ülkemizin ve Dünya’nın içinden geçmekte olduğu bu buhranlı dönemde hizmet İslamiyet adına büyük bir atılım yapabilir. Bu noktada hizmetin önünde ve genel olarak Amerikalı Müslümanların önünde ki en büyük halledilmesi gereken mesele bay ve bayan münasebetleri olarak karşımızda duruyor.

1999’dan beri Amerika’da yaşayan ve 11 senedir de sonradan Müslüman olan Amerikalı bir bayan ile evli birisi olarak bu konuda çok zorlandığımız zamanlar oldu. Hem burada ki Amerikalı Müslüman mühtedilerin ve hem de burada doğma büyüme ikinci jenerasyon Amerikalıların en çok zorlandıkları konuların başında bay ve bayan münasebetleri geliyor. Bunun paralelinde de bu mesele genel Amerikan toplumunun İslamiyet ile önündeki en büyük engel olarak karşımıza çıkıyor. Niyetim bu meseleyi birkaç makalede değişik yönleriyle ele almak.

Yazının girişindeki kıstas belki de bu mesele ile alakalı turnusol kağıdı görecek bir kıstas.

Biz diyalog adına başkalarına sağladığımız ortamları ne zaman kendimiz için de bir vazgeçilmez olarak ortaya koyarsak o zaman bu mesele de mesafe alabiliriz. Benim şimdiye kadarki katıldığım diyalog endeksli programlar da bay ve bayanların oturma düzeni ile alakalı herhangi bir kısıtlama olmadı. Katılımcılar ister aile olarak veya isterlerse de başka insanlarla aynı masa etrafında otura biliyorlardı. Şimdiye kadarki böyle diyalog endeksli programlar da genelde yorumlar şuna benzer oluyor: ”Ramazanda birlikte orucumuzu açmaya gelen insanlarla muhabbet ettik, karşılıklı sevgi ve saygı korunarak insanlar birbirlerini tanıma imkanına kavuştular, herkes çok memnun oldu.” Şöyle bir şikayet ben açıkçası şu ana kadar duymadım: “Efendim ortam hiç güzel değildi, insanlar çok laubali konuşup davranıyorlardı.” Öyle bir şikayet gelmemesinin bence temel sebebi oraya gelen insanların belli bir amaç dahilinde oraya gelmeleri ve herkesin saygı ve sevgi çerçevesinde birbirlerini dinlemesi oldu.

Peki biz benzeri programlar da hizmetteki arkadaşlarımızdan başkası olmadığında neden bayanlar ve baylar ya tamamen ayrı odalarda oturuyorlar veya aynı ortamda olsalar bile birbirleri ile konuşmaya çekiniyorlar. Bu dualite de üç problem var:

— Biz kendi arkadaşlarımızın, Müslüman olmayan bir Amerikalı kadar sevgi ve saygı sınırlarını koruyabileceklerine inanmıyor muyuz?

— Karşımızdaki Amerikalılar bu dualiteyi zamanla fark ediyorlar. Bazıları bu dualite karşısında rencide oluyorlar ve yollarını hemen ayırıyorlar. Diğer bazıları da “madem siz öyle alışmışsınız biz sizi rahatsız etmeyelim” diyerek sizin toplumun uzun bir parçası olmuyorlar. Bu yaklaşım karşıdaki insan Müslüman olsa bile aynı şekilde devam ediyor. Zira bayan erkek ayrılığını tamamen kültürel bir tercih olarak görüyorlar ve İslamiyeti kendilerince yaşayabilecekleri başka topluluk arayışına giriyorlar.

— Bu dualite, ailecek İslamiyeti bir topluluğun parçası olarak yaşama ve öğrenme imkanından bizleri mahrum ediyor.

— Dualite genelde bayanlar aleyhine sonuçlar doğuruyor. Bir sohbet ortamında ya konuşmacıyı göremiyorlar ya uzak kalıyorlar, soru soramıyorlar ya da çocuklar onların sorumluluğu olarak kalıyor ve manevi ortamdan istifade edemiyorlar.

Bu konuda peki neden mesafe alınamıyor? Burada en büyük argüman “Sedd-i Zerâi” olarak karşımıza çıkıyor. Tabii ki genel anlamda “Sedd-i Zerâi”ye kimsenin itirazı yok ama burada üzerinde kafa yorulması gereken noktayı belkide Jeffrey Lang’den alıntı yapabiliriz:

Peygamberimiz zamanında bayan-erkek ayrımcılığı bir kural olarak uygulanmadığı halde bu ayrımcılığın Amerikan Müslüman toplumunda uygulanması için ortada bir sebep yok. Böyle bir ayrımcılık topluma gereksiz bir yük oluşturmanın yanında İslamiyete ilgi duyan insanlarında önünde büyük bir engel teşkil etmektedir. Müslümanlar gerek olmadığı halde kültürel engeller oluşturmamalıdırlar. Ku’ran insan yapımı bu tür engellerin Allah ile irtibatlandırılmaması gerektiğini hassasiyetle vurgulamaktadır. Zira bu durumlarda hak gölgelenir ve gerçekler, dini düşünceler gereksiz şekilde boğulur. Müslümanların dinin açık bir şekilde emrettiği şeyleri terk etmemeleri gerektiği gibi (namaz, oruç..), dinin açıkca emretmediği şeyleride insanlara şart koşmamaları gerekir.” by Jeffrey Lang, “Loosing My Religion, 333, 342”

Şahsi olarak ben ve benim gibi Türkiye’de doğup büyümüş bay ve bayan hizmet mensuplarının bu meseleyi bir problem olarak gör memelerini ben normal karşılıyorum. Zaten bu konunun sancısı çekilse bazı mesafeleri daha hızlı kat edebilirdik. Ben bu dengesizliği bir Amerikalı perspektifinden eşim dolayısıyla devamlı tecrübe ediyorum ve bu durum aile olarak bizleri bazen çok bunaltıyor. Birkaç defa acaba kendimize bir Üniteryen kilise bulup ailecek oraya mı devam etsek diye konuşmuşuzdur. Bu mesele ile alakalı hala hizmet içerisinde kafa yorup mesafe kat etmeye çalışmamın temel sebebi ise hizmetin bu meselede mesafe kat edebilecek ender ve belki de tek Müslüman cemaat olarak karşımızda duruyor olmasıdır. Bu kadar sağlam bir İslami altyapısı olan ve Dünya’ya bu kadar açık bir adanmış topluluğu ancak bu kadar zor bir konuda açılım yapabilir.

Bu vesile ile gerek Türkiye’de gerekse Dünya’nın her yerinde zulme uğrayan haksız yere hapis yatan tüm insanlara Allah bir kurtuluş nasip etsin. Onların ızdırar halindeki duaları hürmetine de Amerika’da İslamiyet adına Allah yeni kapılar ve açılımlar nasip etsin.

Önder Seçen

Onder.Secen@Gmail.Com

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

3 YORUMLAR

  1. Çok yanlış bir yaklaşım. “düalite” “düalite” deyip durduğunuz durum, yabancılarla oluşan ortamlarda, “ürkütmeme, garipsetmeme” vs gibi, zaruriyata dayanan bir ibahe ile izah edilebilir.. o insanları kaçırmamak için manevi füyuzat hislerinden fedakarlıkla izah edilebilir.. bu durum hizmet prensipleriyle de ters düşmez.. ancak, biz bize iken, uygulamalarımızda azami takvayı esas almak, “onlarla iken şöyle, kendi aramızda niçin böyle” gibi sığ bir yaklaşımla değerlendirilemez.. mesela kişi, gece Rabbiyle başbaşa iken çok farklı bir namaz kılabilir, hıçkırıklara boğulabilir. İnsanlara namaz kıldırırken aynı şekilde kıldırmıyor diye, “tek başınayken şöyle, insanların yanında böyle” denilemez.. Madem bu konuda bir tenkidiniz var; o halde, farklı ülkelerde, farklı inançlara sahip insanlara hizmet götüren arkadaşlar, niçin yıllarca açıktan açığa namaz kılmazlar; ya da, başörtülü hanımlarını niçin çarşı pazarda yanlarında gezdiremezler noktasında da aynı tenkidi yapabilir misiniz? İslamın prensipleri bellidir ve ancak zaruretler bu prensiplerin esnetilmesinde cevaz gerekçesi olabilir.. hanımlar için, daha önlerde yer ayrılabilir, hanımlar bölümü konuşmacıya daha yakın ve ulaşılabilir kılınabilir.. çözüm budur.. bu da benim düalitem.. ayrıca, şuan konuşulacak konu bu mudur Allahaşkına? Siz iyi misiniz sayın yazar.. entel dantel bir şeyler döktüreyim diyecek kadar boş vaktiniz var ve kafanız da pek rahat anlaşılan.. dertler arşa çıkmış, insanlar pemperişan ve darmadağınık olmuş, fakat sizin entellektüel kaygılarınız var demek .. çok büyük dert.. size bu çok önemli (!) ve acil (!) derdinizde sabır diliyorum.. (not: yazınız beni çok sinirlendirdi)

  2. Önder Bey sondaki dualarınıza içtenlikle aminnn diyoruz.
    Fakat bu byn erk oturma düzeniyle ilgili güvenilir ilahiyatçılardan bir çözüm yolu araştırdınız mı,bilmiyorum.Gerçekten Kur an ı Kerim de ve asr ı saadette,hulafa yı raşidin zamanındaki uygulamaları inceleyip ona uygun hareket edilebilir.Tabii ki yeni ihtida etmiş ya da etme ihtimali olan insanları korkutmanın hiç bir mazereti olamaz.Ama dediğim gibi temel değerleri de başta yanlış öğrenip uygulamaları bence doğru değil.Temel kaynaklarımız da başta K.Kerim,Sünnet,Kıyas ve içtimai ümmettir.Eğer ortaya konacak fiiller bunlara aykırı ise uzak olmak,eğer uygunsa icraat edilmelidir,diye kanaatim var.
    Saygılar…

  3. “Faydasiz b. Fulan” adli arkadasin yorumu gayet yerinde olmus. Tesbihte ahata olmasin, ama uc bir ornek vererek durumu izah etmeye calisayim. Diyalog ile ugrasiyorsaniz, ABD gibi ulkelerde kadin erkek kucaklasmasi dahi kacinilmaz oluyor, degil mi? Dikkat edin, erkek erkege ya da kadin kadina kucaklasma olmaz buralarda pek. Kucaklasma karsi-cinsler arasinda yaygin. O zaman nerede duracaksiniz? Sizi kinamak isteyen muhakkak bulur kinayacak bir seyler.
    Genel itibari ile hassasiyetler anlatildiktan sonra genel itibari ile buradaki insanlar cok saygilidir baskalarinin inancina. Biz kendimizi asamiyoruz cogu zaman.
    Onder beyin durumu bir cogumuzdan farkli. Anlasilan ihtida etmis bir hanim ile evlenmis. Yani iki kultur arasinda. Ikinizin de bazi seylerden fedakarlik yapip ortak bir noktada bulusmaya gayret etmeniz lazim diye dusunuyorum.
    Cocuk bakma konusuna da deginmissiniz. Benim oldugum yerde. hanimlarin programi varken cocuklara beyler bakiyor. Genel itibariyle, bizim kulturumuzde (dikkat edin dinimizde demiyorum) cocugun terbiyesinden anne sorumludur. Ama Bati medeniyetlerinde durum cok daha farkli. Genel itibariyle, hanimlarin programi sirasinda cocuk bakan beyler olarak, zafer kazanmis komutan gibi degil de vazifemizi yapmis bir er gibi davranirsak esler arasindaki munasebetler acisindan iyi olacagi gorusundeyim.

    Ozetle, “zaruretler memnu olan şeyleri mübah kılar” dusturunu hatirlamak, ve artik batida yasiyoruz, haremlik-selamlik burada olmaz gibi tehlikeli yaklasimlardan uzak durmak gerekir.
    Son olar asunu da dusunmek lazim, batida bosanma oraninin yuksekligi acaba bazi konulardaki hassasiyetlerin farkli olmasindan olabilir mi?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here