Ne yapmalı, neler değişmeli

11
10821
Bir okurumuzdan gelen mesajı, dokunmadan sizlerle paylaşmak istiyorum.
***
Fuat Bey Merhaba,

Öncelikle sosyal medya hesaplarınız ve sitenizden, yüzbinlerce masuma yapılan zulmü, soykırımı, kıyımı usulünce, üslubunca aktardığınız, acılara, ızdıraba tercüman olduğunuz, bunu da hiç çekinmeden yüreklilikle açıktan yaptığınız için sizi hem tebrik ediyor hem de zulme susmama gayretinizin devamını, herşeye ama herşeye rağmen devam ettirmenizi temenni ediyorum.

Sizi sosyal medya ve websitenizden takip ediyorum. 15 Temmuz sonrası KHK mağduru onbinlerden biri olup, olayın gidişatının bu noktalara gelebileceğini zamanında sezip ailesi ile ilk günlerde yurdu terk edebilen şanslılardan biriyim. Elhamdulillah! Milyon kere hamd olsun! Ancak her gün meslektaşlarımın tutuklandığını, sınırı geçerken yakalandıklarını, kiminin yakayı ele vermemek için kendilerini mütemadiyen inzivaya çektiklerini, çoluk çoçuğundan ayrı kaldığını duymak her geçen gün acıyı, ızdırabı, yükün ağırlığını arttırıyor. Öyle ki, gün geçtikçe taşınamaz bir hal alıyor. Her ne kadar yaşadığımız yeni memleketlerde özgür olsak da, (yeni durumda çok da güvenli yer kalmadı) nitekim işini gücünü kaybetmiş, memur birikiminden başka birşey olmayan insanlarız çoğumuz. Maalesef ailelerimiz, yakın akrabalarımız olmasa çoğumuzun durumu perişan. Çocukların yarıda kalan okulları, gittiğiniz yerde oturum, çalışma izni, ayaklarınızın üstünde durma çabası üstüne üstelik yaşanan travmadan çıkamama ve nöbetler halinde gelen krizler hayatımızın yeni gerçekleri oldu. İnsanız hepimiz, aciz ve zayıf varlıklarız. Başımızdan geçenlerin sonuçları, izleri, yaraları herşey normale dönse bile kısa zamanda giderilebilecek gibi gözükmüyor, belki de hiç gitmeyecek.

Size bu denli biraz dert yanma, biraz iç dökme sebebim, ”Hizmet hareketine iki tavsiyem” yazınız oldu. Nitekim, bu süreçte diğer hizmet gönüllüleri içinde genel anlamda hadiseler ve yapılması gerekenler konusunda en makul, en vicdani, en insani yaklaşımı sergileyen maalesef az sayıda insanlardan birisiniz. Vicdanınızın zulme uğrayanların acısına sessiz kalmadığını, insana önem veren, müşterek aklın öne çıkaran, imkanların seferber edilmesi gerektiği, toptan elini taşın altına sokma seferberliği ilan eden motivasyonunuz, attığınız her tweetten, bir çok yazınızdan anlaşılıyor.
Şahsen sizi tanımıyorum, bu süreçte güven notasında o kadar çok sarsıntı yaşandı ki, kimin ne olduğunu, ne için hareket ettiğini kestiremez olduk maalesef. Özellikle TR’de yaşananlardan sonra herkesin aklında güven ve itimat parametrelerini yeniden gözden geçirme ihtiyacı hasıl oldu. Aslında en büyük güven kaybı da burada yaşandı, umarım yeniden tahsis edilir. Ancak, sosyal medya ve açık hesaplarınızdan bu denli net duruşunuz ne denli samimi olduğunuzu gösteriyor. Bu samimi duruşunuza binaen ve böyle uzunca bir girişten sonra, yazınızdaki tespitlere eklemek istediğim bazı hususlar var.
1. Yazınıza tamamen katılıyorum. Bu döneme yönelik en doğru ve maalesef en acı tespiti yapmışsınız.
2. Hizmet hareketinin en büyük sermayesi insandır, kurumlar, müesseseler deği! Nitekim kurum, bina ve müessesenin bir anda uçup gittiğini TR’de yaşananlarla gördük. Kurumları ayakta tutacak, işletecek, projeleri yürütecek yetişmiş insan sermayenizdir başka birşey değil.
3. Bu bağlamda, Hizmete ait kurumların başına gelen/gelebilecekler için geliştirilen karşı alma önlemleri aslında fertler/bireyler için alınmalı.
4. Hiç bir kurum, bina, tüzel yapı, bir fertten, bireyden daha önemli değildir, olamaz olmamalı.
    Kararlar gerçek anlamda müşterek aklın ürünü olmalı, tek adamların çapının genişliğinde dikey şekillenen değil, sağlam merkez etrafında yatay büyüyen kararlar hayata geçirilmeli.
5. Malum zalim rejim TR’de kermes yapan ablaları bile içeri attı ki, nefreti sönmedi, gözünü yurt dışına, yurt dışına çıkanlara çevirdi. Önce okulların kapatılması, kendi harami vakıflarına devredilmesi için ülke yönetimlerine baskı yaptı. Kanunen zor ve doğrudan o ülkenin eğitim alan nesillerini etkileyeceği için rüşvetle doyurduğu bir kaç geri kalmış ülke dışında bu işte muvaffak olamadı. Tabi ki bu durum asrın zalimini daha da azdırdı ve öfkesini katladı. Son olarak, referandum sonrası dünya liderlerinden de meşruiyet tasdiki aldıktan sonra, amiyane tabir ile yurt dışında görev yapan, özellikle okul müdürlerini, paketlemeye devlet eliyle kaçırmaya başladı.
6. Hizmet sadece hukuk ve demokrasinin oturduğu, insan haklarının kabul gördüğü ülkelerde değil, kabile zihniyeti ile yönetilen ülkelerde, dünyanın her yerinde var.3.dünya ülkelerinde bulunanlar gün geçtikçe daha korumasız hale geliyor. Zavallı eğitimcilerin çığlıklarla uçaklara tepildiklerini gözyaşları içinde izliyoruz.
7. Bu bağlamda, Batı ve AB’de, devlet eliyle güvenlik tehdidi olmayan ülkelerde bulunanlar hem paylaşımlarını arttırmalı hem daha çok kapıyı çalmalı ama zalimin damarına basacak türden çok afedersiniz hoyrat ve şımarık paylaşımlardan kaçınmalı ki, korunaklı ülkelere ulaşmayan zalimin ateşi asyanın çöp sistemlerinde yuvaları yakıp kavurmasın.
8. Merak ediyorum, acaba Batı ülkelerinde kurumların zarar görmemesi adına yapılan lobi faaliyetlerinin bir benzeri, adeta paketlenip uçaklarla TR’ye zulme gönderilen arkadaşlarımız için yapılıyor mu? Şimdiye kadar gördüğüm bunun çok yapılmadığı yönünde. Gariban insanlar kurbanlık koyun gibi bağıra bağıra zalimin kucağına atılıyor. O ülkelerde okulların kapatılmaması için yapılan girişimlerin acaba ne kadarı hukuksuzca gözaltına alınan hizmet gönüllüleri için yapıldı, yapılıyor? En çok sosyal medya üzerinden dünyanın dikkati çekilmeye çalışılıyor, uluslararası kurumlar ”mention” yapılıyor. Dikkate alınsa bile faaliyete geçmeyen yetkililer için atılan çığlık boşlukta çınlayan bir serzenişin ötesine geçmiyor.
9. Maalesef acıyı doğrudan yaşamayan hadiselerin şiddetini hissedemiyor. Gördüğüm şu ki yurt dışında hala kurum ve müessese koruma refleksi o kurumu çalıştıran, cebren hicret yaşayan insanlar için geliştirilmemiş. Maalesef hala kurum > insan !
10. Dediğiniz gibi, acilen bir uluslararası insan hakları örgütü kurulmalı ve mağduriyetlere dünya kamuoyu desteğini almış güçlü, hukuki bir dille kalkan olunmalı, zarar en aza indirilmeli. BM’nin acziyetine kızıp hayıflanmak bize fayda sağlamıyor, olan onca arkadaşımıza kardeşimize oluyor.
11. Madem Lobi şirketleri ile iş yapılıyor, bu iş için çok güçlü bir lobi şirketi ile çalışılmalı. Enes Kanter örneğinde gördük ki, devletlerin kurumlarının, kitlelerin desteği alındığında, tabiki Enes’in NBA için ekonomik değer faktörü yadsınamaz, ülkenin kurumları sizin için seferber oluyor ve sizi yangından kurtarabiliyor. Eğer bu etki parayla oluyorsa bu iş için eldeki imkanlar seferber edilmeli.
12. Furkan Sökmen ve son olarak Ali Yıldız, Gürcistan’dan Mustafa Çabuk… Bu insanların başına gelen herkesin başına gelebilir. Hukuku, demokrasiyi içselleştirmemiş ülkelerde işler maalesef para ve karşılıklı menfaatler üzerine yürüyor. Eğer hizmet hareketi bu ülkelerdeki gönüllülerinin güvenliğini sağlayamayacaksa, risk büyükse insanları buralarda tutmamalı, daha güvenli ülkelere gitmelerini sağlamalıdır. Evet sanki zalimin ekmeğine yağ sürmek gibi anlaşılıyor ancak insanların güvenlikleri temin edilemeyecekse bu yapılmalıdır. Ya da bu ülkelerin yönetimleri ile uluslararası boyutta etkin, lobi, hukuk şirketleri vasıtasıyla sıkı diyalog kurulup zalime boyun eğmememeleri noktasında ilişki kurulmalıdır.
13. Mazlumların yaşadığı ekonomik sıkıntı, iaşe, geçim meselelerine gelince, bu süreçte bir kaç ülke dolaşan birisi olarak maalesef krizin yönetilemediğini gördüm. Yıllardır dinlediğimiz Ensar-Muhacir ilişkisindeki, işinin, evinin yarısını verme, ”eşlerimden birini boşayayım, sen evlen” düzeyinde bir sahiplenme olmadı. Kimse kimseden evinin işinin yarısını istemedi ancak o kadar da gönlü açık aile çıkmadı. Hizmet insanı mustağnidir, istemez. Aç kalsa bile istemek zul gelir, gururludur. Terbiyesi böyledir, ancak gerçeklerle tek başına mücadele edecek durumda değildir. Yardıma ihtiyacı vardır. Her ne kadar bölgesel anlamda mazlumların geçimi için ciddi insiyatif alanlar olsa da bu genel külli bir hal almamıştır. Sahiplenmeler kısmi, Ensar’ın paylaşımı ise zannımca yetersiz kalmıştır. TR’de zulüm son sürat devam ederken, yurtdışında insanlar 40 metrekarelik yerlerde 3er 5er kalırken hayatında değişiklik olmayan uzun zamandır y.dışında yaşayan gönül yoldaşları hadisenin şiddetini maalesef anlamamış, ızdırapla iki büklüm olanlar istisna, çoğu günlük ritüellerini alışkanlıklarını maalesef terketmemiştir. Beklentiye giren yok ancak hayal kırıklığı da yok diyemiyorum. Bilemiyorum, zulüm son sürat yaşanırken tatile gitmeyi düşünenler dert ortaklığı nedir bilirler mi?
14. Hizmet hareketinin en büyük sermayesi insan dedik. Evet insan! O yüzden TR’nin en yetişmiş kadroları şimdi parmaklıklar arkasında çürümeye terk edildi zalim tarafından. Y.dışına gidenler ise, dilini, yolunu, yordamını bilmediği yörelerde hem travma hem çaresizlik içinde şaşkın ördek gibi dolandı durdu ilk günlerde, çoğu hala aynı durumda. Bu insanların barınma ve gıda ihtiyaçları dışında en temel ihtiyaçları hukuki resmi işler anlamında ortaya çıktı ki, bu konuda yine maalesef y.dışı ekipleri yetersiz kaldı. Onca okulumuz olmuş ama oranın hukukunu, kanunlarını bilen bir iki avukatımız hiç olmamış. İnsanlar el yordamı ile daha önce hiç tecrübe edilmeyen yollarda herşeylerini riske ederek girişimlerde bulundular, aynı yollardan geçmiş önceki zamanlarda bu zulme maruz kalmış Anadolu’nun değerleri, Kürtler, Aleviler olmasa bir çok insan neyi nasıl yapacağını bile bilemeyecekti. O insanlar yol gösterdi, akıl verdi.
15. Y.dışına giden insanların hepsi yetişmiş insan, çoğu yaş itibariyle yaptığı meslekte yol almış tecrübeli insanlar. Ama bir anda vasıfsız, işsiz, bir iş bilmeyen bireyler durumuna düştüler. Bu ayrı bir travma. Ancak bu anlamda da y.dışında işlevsel bir insan kaynağı yapılanması oluşturulamadı. Evet yeni bir durumdu ancak gerekli adım atılamadı, henüz de atılmış değil. Bu insanları hizmet kurumlarında istihdam etmekten bahsetmiyorum, herkesin bilgi ve becerisi noktasında bu zamanı verimli olarak geçirebileceği uğraş, ekip çalışması, projeler geliştirilebilirdi ama yapılmadı.
16. Hizmet hareketinin aslında dinamik ve yeniliklere açık bir yapısı vardır. Görülmesi gereken şu, hizmet hareketinin gündeminde şimdiye kadar olan, eğitim, dil-kültür-festivali, yerel kişi ve kurumlarla diyalog, K.Yok mu?(artık kapalı) dışında, akıl yürütmesi gereken mecburi yeni alanlar ortaya çıktı.
17. Nedir bunlar;
* Uluslararası konularda, göç, iltica, vatandaşlık gibi uzman sağlam hukuk danışmanlığı, avukat ekipleri oluşturulmalı
* Think-tank, düşünce kuruluşları oluşturulmalı. Ancak destek görmesi için olabildiğince evrensel değerler üzerinden, ortodoks zihniyetten uzak, gerekirse eleştiriye açık, dışarıdan insanların da kucaklayabileceği söylemler geliştirmeli. Literatür revize edilmeli, gizli, muamma, kapalı izlenimi veren her türlü adımdan kaçınılmalı. Olabildiğince şeffaf ve net olmalı.
* İnsan hakları örgütleri kurulmalı, siteler açılmalı(SCF bunun için şimdilik en güzel örnek)
* Eli kalem tutan, medya tecrübesi olanlar teşvik edilerek yaşanan zulmün daha geniş kitlelere duyurulması adına etkin projeler üretilmeli. Bireysel girişimler kanalize edilip ses birliği sağlanmalı.
* Maalesef günümüzün en geçerli kuralı, ”ağlamayana mama yok”. Bu kapsamda BM, Kongre, MVleri, düşünce kuruluşları ile ikili planda yapılan girişimler önemli ancak atılan adım üst düzeyde ve dar kapsamda kalıp yetkilileri harekete geçirmeye yetmiyor. Eğer ABD’de zalimin adamlarının 14 kişiye barbarca saldırısı olmasa, Kongre’de bu şiddette kınama ve protesto olmayacak, Hizmet hareketine destek sağlamlaşmayacaktı. Gerçeklerin daha net anlaşılması için zalimin ahmaklık yapmasını beklemek kusura bakmayın ama bana çok naif geliyor. Orada yapılanların 1000 katı hali hazırda TR’de 3 yıldır yapılıyor ama bunu anlatmak için ne derece girişim oldu. Dil-Kültür festivali için kapısı çalınan MV’lerine bunun için kaç kere gidildi? Yapılanlar ne derece anlatıldı? Diyeceğim o ki, yurtdışında adam kaçırmayı protesto amaçlı, NY’da BM önünde 1000 kişilik protesto yapıldı mı? Yapılmadıysa niye yapılmaz? Ağlamayana mama yok dedik. Madem gösteri yapmak en temel hak oralarda neden şiddet ve hakaret içermeyen gösteri yapılmaz? Neden korkuluyor? Niye çekiniliyor?
* Travma yaşayan kadın, çoluk-çocuk, genç, yaşlı, herkes için psikolojik destek birimleri ekipleri kurulmalı. İnsanları dertleri ile baş başa bırakıp, ”yolun kaderin” anlayışı ile hareket etmek bana göre acziyet itirafı ve meseleyi kaderciliğe bağlama kolaycılığıdır. Tanıdığım Hizmet Hareketi yaşananları bu düzeyde basitlikle ele almamalı, somut çözümler üretmelidir.
Son olarak, herkes yaşadığı kovanı değil, içine ateş düşen kovanları söndürme derdine düşmeli. Mazlumların ağıtı, hayat ritmi değişmeyenler için sosyal medyada anlık ahu-vahların ve günlük muhabbetlerin sosu olmaktan çıkmalı. Ateş düştüğü yeri değil, susmamış gönülleri yakmalıdır.
Aslında gördüğüm şu; hizmet hareketi bu zulüm sürecini iç muhasebe yaparak, faaliyet ve zihni altyapısını, her ferdi kapsamında, tamamen kim olursa olsun mazlumun, mağdurun, insanın yanında olma temeline oturtabilir, bu dönüşümü güçlü bir şekilde gerçekleştirebilirse İnsanlık için gerçek anlamda umut olacaktır. İnsanlığın ihtiyacı olan bu, bunu Allah’ın izni ile gerçekleştirebilecek en somut yapı Hizmet Hareketi. Allahu alem, yüce Mevla’m bu zorlu süreçle bizleri bu yöne sevk ediyor, yaşananları bu yönden de çok önemli görüyorum. Hizmet, gerçekten ama gerçekten tüm insanlığı samimiyetle kucaklayan, söylemi ve eylemi örtüşen, şeffaf, evrensel değerleri öne çıkaran bir kimliğe bürünmeli. Bu bir fırsattır.
Yazdıklarım tamamen kendi görüş ve düşüncelerimdir. Had aşmışsak, büyük laf etmişsek affola. Niyetim halis! Ancak üzüntü ve çaresizliğin yanında hayal kırıklığı yaşamış olmanın verdiği ızdırapla yazdıklarım rahatsız etmiş olabilir. Takdir vicdan sahiplerinindir.
Hoş ve muhabbetle kalın,

Become a Patron!

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

11 YORUMLAR

  1. Aman Allah`im, bu ne guzel bir yazi. Allah bin kere razi olsun.
    Dertli soylegen olurmus, ciddi dert cekildigi belli. Hem yazarina, hem de yayinladigi icin Fuat Beye cok tesekkurler.
    Ins. yazilanlar herkes tarafindan birkackez okunur ve somut adimlar atilir.
    Bu yaziyi yazan kisiler gibi insanlarla gonul bagim oldugu icin Allah`a hamd olsun. Allah hem zihin hem de ruh olarak bu seviyeyi, derinligi, izdirabi, kivami… hepimize artirarak nasip etsin.

  2. aynen altina imza atiyorum yazinin, bu eksiklikleri ben de gozumle gordum organize olamamislik var ,bir de protesto hak arama kulturu yok maglesef malzeme bu cok gec kalindi sesleri duyurmaya twitter bi yere kadar etkili mektup yuz yuze gorusme protestolar olmaliydi olmali da ama bunu organize edecek insan kapasitesi yok gordugum kadar

  3. Abi dediğimiz kişiler kendilerini efendi olarak görmeyi bizlerde onların her dediklerini sorgusuz sualsiz yapmayı bırakmamız lazım. Kimse hizmetten maaş almasın artık yeter. Hizmet gönüllüler hareketidir. Maaş alan kendisini kizmet ediyor sanmasın. Eski tas eski hamam olayını bırakalım zaten hamamda gitti tas da. Ama birileri gala hamamcı olduğunu sanıyor. Milletten himmet almak için değilde gerçekten hizmet için ilgilenin abiler. Ne diyor he yere batası abilik. Hizmet batıyor abiler dümene geçme derdinde. Mollalar ne iş yaparsınız en iyi bildiğiniz yattığınız yerden maaş almak. Gidip çalışmayı deneseniz alın teri ile geçinmek çok güzeldir. Bir deneyin tavsiye ederim

  4. Yazdiklarinizdan anlayabildigim kadariyla sizin ne bu surecte ne ondan once ve hatta insallah cok yakindir sonrasinda hicbirsey anlamis olabilme ihtimaliniz oldugunu sanmiyorum. Ne yazikki kendinizi bile taniyamadiginiz kanaatindeyim cunki bircok seyi yanlis okuyor vede yorumluyorsunuz ama hizmet hareketi (bunu en azindan sizin anlayabildiginiz manada kullaniyorum) sizleri bile icinde barindirmis ve size ragmen bugunlere gelmisse bundan sonrada sartlar ne olursa olsun Allah in izniyle boyundurugu tekrar yerden kaldiracaktir kanagatindeyim ama bunun icin zamani geldiginde o enkazi yerden kaldirabilecek azimli ve donalimli, hicbir beklentisi olmayan (tipki iki esinden birini es olarak vermek istediginde bana su pazarin yolunu goster yeter diyebilecek) gercek hizmet erlerine bu nasip olacaktir. Ama lutfen kendinizi bu isin asil cilesini ceken ve baskalari ayni cileyi yasamasin diye cekmeye devam eden gercek hizmet erleriyle bir tutmayin. Ben ayni sizin gibi dusunen ve herseyi ayni bakis acisiyla gorebilen biriyle tanisma bahtiyarsizligini yasadim, sanirim bununlada imtihan oldum ve anladimki bu surec taa yillar once buyugumuzun haber verdigi gibi vuku bulmaliymis ve belki aramizdaki son m… ayrilana kadar da bitmeyecek. Allah bize dogruyu gormeyi dogruyu isitmeyi dogruyu konusmayi ve dogru degilse(k) susmayi, susabilmeyi nasip etsin. Son olarak kimse sizlerden ufku basireti genis kalb ve mana gozu acik sabir cile ve izdirap la kamil bir mumin olmanizi beklemiyor belki ama en azindan gercegi bilmesenizde ensar olma gorevini yerine getirmeye gayret eden insanlari ne muhacir olma gayreti nede kabiliyeti bulunmayan kisiler yuzunden zan altinda birakmayip oteki tarafada borclu gitmeseniz ve diger insanlarinda bu baglamda fikrini bulandirmasaniz, kuvve-i maneviyelerini sarsmasaniz derim. Her nekadar niyetiniz halis(?) isede!

    • Yav arkadaş ne kadar da rahat bi şekilde “siz hiçbir şeyi anlamamışsınız” gibi ifadeler kullanabiliyorsunuz ya bu nasıl bi anlayıştır ya şu nezaket abidesi insanlara nasıl kolayca böyle şeyler söylüyorsunuz Allah aşkına bu insanın üslubuna bakıyorum bir de sizin üsluba çok yazık gerçekten

    • Elbette kardeşlerimize bu zor günlerde yardım etmek boynumuzun borcu.
      Tabi ki daha iyi organize olabilirdik.
      Uluslararası kuruluşlarla irtibata geçilmeli, yoğun lobi çalışmaları yapılmalı.
      Yapılıyor zaten ama bu daha da geliştirilmeli.
      Hepsine eyvallah
      Ama “Ensar sahip çıkmadı” demek haksız bir eleştiri. Daha ağır bir tabir kullanmak istemiyorum.
      Medine döneminde ki Ensarı örnek verene (ki keşke onlar gibi olabilsek) de
      “Kardeşim, Allah sana zevcelerini mübarek kılsın. Sen bana bir ip ver ve pazarın yolunu göster.” diyen Muhacir Abdurrahman İbn Avf ı hatırlatmakta fayda var
      Şunu da söylemeden geçemeyeceğim.
      Bugünün Ensarı aslında yıllar önce HE’nin “gidin” sözüne kulak verip bu yola baş koymuş insanlardır. Muhacirlerdir, ilk gidenlerdendir belki.
      Sizler bankada devlet dairesinde üniversitede memur olarak Türkiye’de yaşarken bu insanlar iki ayda bir maaş alarak yurtdışında bir şeyler yapmaya çalışıyordu.
      Şuan bile “benim burs almam lüks olur . Ben artık Ensar sayılırım, yeni gelen arkadaşlara verilsin ” diyen birsürü insan var.
      Evini paylaşan da var.

      Tabi ki genelleme yapmak doğru değil ama binbir sıkıntı ile ev bulup içini döşeyip daha hâlâ “jimnastik salonu yokmuydu” diyen insanlarda var .
      “Su bardağı yok hocam ” diye arayan da.
      Tabi ki yardımcı oluyoruz, olacağız. Ama evin altı süpermarket ve devlet iaşeni sağlıyor mübarek adam.
      Bir arkadaşa evden niye çıktığını sordum
      “Abi eve türkiye’den abiler geldi herşey yolundaydı sonra profesörler akademisyenler hakimler falan geldi. Ben yemek yapmasam açız. Hergün nöbetçiyim resmen. Evi değiştirdim”
      Hicret insanı sıfırlar.
      Önceki makamlar ünvanlar artık geçersiz .
      Rabbim bizi bizimle imtihan etmesin.
      Rabbim benimle arkadaşlarımı, arkadaşlarımla da hem beni hem diğer arkadaşlarımı mahcup etmesin

  5. Fuat bey bence en acili, darbe tiyatrosunun gerçeklerini anlatan ingilizce ve turkçe site ve videolar. bu konuda bir çok arguman oluştu. Bunlar değerlendirilebilir. Önce kendimizi temize çıkaralım. TR de muhaliflerin bir ölçüde muhalefet etmelerine izin veriliyor. Fakat 15 Temmuzu sorulamaya başlayan anında operasyon yiyor. Sözcü gibi mesela. Tam sorgulayama başlamışlardı ki operasyon yediler sonra F.TÖ argumanına sarıldılar. Gizleyebildikleri kadar gizlemeye çalışıyorlar. Ergeç ortaya çıkacak ama bunu bir site ile toplu şekilde anlatmak bence bu süreci hzılandırabilir.

  6. Bir tarafta yazarda gördüğümüz olgunluk, üretme ve üslup güzelliği, diğer tarafta yorumlarda gördüğümüz üslupsuzluk, sadece tenkit etme, basitlik. Demek ki, topluluk içinde bile ciddi uçurum oluşmuş. Bu iyi değil. Kemmiyete yatırım yapılırken keyfiyetin ihmal edilmesinin acı sonuçları bunlar. Yeni süreçte keyfiyet ihmal edilmemeli. Kemmiyetin çok önemi yok.

  7. Bu yaşananların nadir güzel sonuçlarından biri hizmet hareketindeki insanların sorgulamaya ve acaba ne yapılabilir noktasına daha fazla kafa yormaya başlaması oldu ki bu da yazıdan anlaşılıyor. Yazıyı yazan kişiden bu noktada Allah razı olsun! Ancak ben yurt dışında yaşayan ve Allah izin verirse hizmete gönül vermiş bir kişi olarak birkaç noktada cevap vermek istiyorum. Bu abimizin dünyanın neresinde olduğunu bilemiyorum. Benim bulunduğum ülke için diyebilirim ki bahsedilen önerilerin çok büyük bir kısmı zaten yapılmaktadır. İnsanlar gerçekten de evlerinde muhacir aileleri ağırlıyor, ekmeğini onlarla paylaşıyorlar . Abilerimiz hizmetten para almamak için hamallık, garsonluk, şöförlük vs çok çeşitli işlerde çalışıyorlar. Hatta bir kısmı üç kuruş birikmiş paraları varsa onunla biraraya gelip ufak da olsa iş kurup gelen arkadaşları istihdam etme çabasındalar.Burada herhangi bir yasal zorunluluk olmamasına karşın bazı kurumlarımız maddi imkanları kurum değil insana yöneltmek için kapatılmakta. Ayrıca kendim şahsen şahit olacak bir konumda olmasam dahi ikinci/üçüncü şahıslardan duyduğum kadarıyla insan hakları, lobi vs noktalarında da çabalar mevcut. Yalnız kabul edilmeli ki böyle durumlarda ülkeler en nihayetinde kendi çıkarlarını sizin için kesitirip atmayacaklardır, ta ki ellerine bir koz geçinceye kadar tepkileri hep ölçülü olur. ABD’de yakın zamanda yaşananlar gibi… Yorumu daha uzatmamak için burda keseceğim. Sadece abimize ve onu gibilere bizlerin de burada onların derdine ortak olmaya çabaladığımızı söylemek istedim. Ama bu yazıdan da anlaşıldığı üzere daha da fazla çabalamalı ve dertlenmeliyiz demek ki…

  8. Son kez yorum yapmak istiyorum: Yazıyı ilk okuduğumda çokbeğenmiştim. Her denilene katıldığım için değil üslubun güzel olması ve olaylara olgun yaklaşım sergilendiği için. Bu yazılanlara katılmayabiliriz, düzgün şekilde eleştirebiliriz, ama eleştirirken bile üslup bozulmamalı. 1-2 yorumcu haricinde genelde üslup çok fena değil ama daha da ilerletmek lazım. Üslup basit bir konu gibi gözüküyor ama aslında öyle değil. Sağlıklı iletişimin olmadığı ortamlarda hiçbirşey olmaz. Ayrıca üslup bozukluğu aslında sadece dil problemini göstermiyor, aynı zamanda kalp problemini de gösteriyor. Benlikten, bencillikten, dar düşünmeden, su-i zandan…kurtulamayanların genelde bu hastalık üslubuna da yansıyor. Halbuki bu tür ortamlarda yapılması gereken empati yapmak, olayı şahsileştirmeden büyük düşünmek, şahıs veya olayla değil fikir hususunda yorum yapmaktır. Genelde kendimizi aşamadığımız için yorumlarımız da malesef cismani ve nefsani olabiliyor. Kendimi belirttiğim hastalıklardan azade görmüyorum, ciddi oranda bende de var, sadece insana ve emeğe saygı duymak adına üslubumu düzgün tutmaya çalışıyorum. Kimbilir üslubun düzgünlüğü zamanla kalpteki problemler için de yararlı olabilir. Not: NS rumuzlu arkadaşın yazdıkları ve üslubu çok hoşuma gitti. Sahip çıkılması çok güzel birşey. Sanırım ülkeden ülkeye veya şehirden şehire farklılıklar var. Önemli olan eksikliklerimiz değil, varsa eksikliklerimiz gidermeye, yoksa da daha olgun hale getirmeye çalışmaktır. Selamlar…

  9. Sanirim herkes kendi durusunu ve konumunu herkesten daha iyi bilir (yada bilmelidir demeliyiz) ama eger gercekten su hizmeti ve onun sahsi maneviyesini, ortaya koydugu iradeyi ve sebep oldugu tum guzel olusumlari onemsiyor iseniz ve dahi basimizdaki buyugumuzu ve onun kendi ifadeleri icinde bizlerin tekrar derlenip toparlanip daginikliginin giderilip Hakkin tutup koyacagi yere konulmasini candan ve gonulden murad ediyorsaniz, lutfen ama lutfen ifade ve yorumlarinizda yada herhangi bir elestiri ve paylasimda bulunmak istediginizde bu hizmetin sahipsiz olmadigini ve basimizda bir buyugumuzun bulunuyor oldugunu unutmayalim yoksa size gore cok yerinde ve carpici bir baskalarina gore ise cok edebi ve bir okadarda derin gelebilen ifadeleriniz gercekte bir halt ve galat tan ibaret olabilir. Allah hepimizin yar ve yardimcisi olsun..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here