Yargıç, Zarrap avukatı olmak isteyen Giuliani’ye çok sert çıkıştı: İkiyüzlü!

0
1384

New York Güney Bölgesi Adliyesinde Salı günü öğleden sonra Reza Zarrab davasında yeni bir celse yapıldı. New York eski belediye başkanı ve Trump’ın halihazırdaki danışmanı Rudy Giuliani ile ABD eski Adalet Bakanı Michael Mukasey’in Zarrab’ın avukatı olup, olamayacağı tartışıldı.

Hem Zarrab hem de Halkbank CEO’su Mehmet Hakan Atilla duruşma salonuna geldiler. Önce Atilla girdi. Sütlü kahve mahkum elbisesi ve kirli sakalları ile dikkat çekti. Önceki duruşmaya göre teninin rengi geri gelmişti. Anlaşılan o ki bulunduğu ortama adapte olmaya başlamıştı. Zarrab ise yine rahat göründü. Saçları uzundu. Sıkça duruşma salonuna baktı. Avukatı Brafman ile bolca konuştu.

Salı günkü celsede Guiliani ile birlikte Mukasey’in Zarrab’ın avukatlığını almak taleplerinin uygunluğu tartışıldı. Daha önce hazırlanmış olan sorular Zarrab’a sorularak, menfaat çatışması olup, olmadığı konusundaki tartışmanın ilk ayağı yapıldı. Devamı 11 Mayıs tarihinde yapılacak.

Zarrab kendisine dün sorulan bütün menfaat çatışması sorularına hakkından feragat ederek cevap verdi ve avukatlık firmalarına ”sonsuza kadar” güvendiğini söyledi. Zarrab Ankara’ya kendi davasında fazlasıyla güvendiğini göstermiş oldu böylece.

Zarrab dün adeta kendisi sanık değil de başkaları sanık gibi davranıyordu. Kendisini bulunduğu yerden kurtarmakla yükümlü olanların dışarıda olduğuna inandığını gösterir gibi rahat göründü. Zarrab her zaman için ‘konuşma’ imkanına sahip ve savcılık ile konuştuğu takdirde cezalarında ciddi bir indirime gidilebilir. Yani bir ‘alternatif’ yola sahip. Belki de bunun bir rahatlığı göze çarpıyordu. Ne varki konuşmaya karar verdiğinde dışarıdaki bazılarının başının ciddi sıkıntılara girebileceği düşünülüyor.

Zarrab’ın avukatlığını alması ile ilgili olarak 2 farklı menfaat çatışması durumu tartışılıyor.

1) Giuliani ve Mukasey’in avukatlık şirketlerinin temsil ettiği 8 kadar ABD ve uluslararası bankanın (Bank of America, Citibank, Deutsche Bank, HSBC gibi) aynı zamanda Zarrab’ın geçmişte yaptığı iddia edilen işlemlerden dolayı mağdur olması hali. Bundan dolayı bu ikilinin hem ‘mağdur’ olduğu iddia edilen bankalar hem de bankaları mağdur ettiği iddia edilen bir faili temsilinin çatışan menfaatlere sahip olması durumu.

2) Giuliani’nin aynı zamanda Türk hükümetinin de lobicisi olması ve ABD hükümetini bazı konularda savunuyor olması. Böylece aynı zamanda Zarrab’ın temsilciliğini almasının yine menfaat çatışmalarına neden olma potensiyeli.

Salı günkü celsede Yargıç Berman, tekrar bu soruların üstünden geçerken, Giulaini’nin ‘ABD ve Türkiye hükümetinden yetkililerle görüştüğünde Türk hükümetini mi yoksa Zarrab’ı mı temsil ettiği” sorusuna karşılık salonda bulunan Benjamin Brafman, Giuliani’nin Zarrab’ı temsil edeceğini söyledi.

Yargıç Berman’dan Giuliani’ye: Şaşırtıcı bir iki yüzlülük

Günün en dikkat çeken yeri ise Yargıç Berman’ın duruşma salonunda bulunmayan ama Zarrab’ın avukatı olmak isteyen Giuliani’nin mahkemeye sunduğu ‘yeminli ifadesini’ ‘şaşırtıcı bir ikiyüzlülük’ olarak tanımlaması oldu.

Berman, Giuliani’nin mahkemeye sunduğu açıklamalarındaki İran’dan bahsetmemesini ”şaşırtıcı oranda iki yüzlülük” olarak gördüğünü söyleyerek sert bir seslenişte bulundu ve sonra da İran’ın iddianamede yer alan suçlamalarda ‘merkezi’ bir rol oynadığı, İran hükümeti lehine ambargoların delindiğini ve bütün bunlardan Giuliani’nin laf açmamasını yadırgadığını vurguladı.
Bu iki yüzlülük suçlamaları şüphesiz Giuliani’nin İran’a karşı bilinen ‘şahin tavrı’na bir atıftı. Her imkanda İran İslam Cumhuriyetine saldıran, hatta önceki başkan Obama’ya da Tahran’a çok yumuşak davranıp Nükleer Anlaşması yaparak milyarlarca dolar para akıtmakla suçlayan Giuliani, şimdi İran ambargolarını delmekle suçlanan Zarrab’ın avukatı olmaya çalışıyor. Üstüne, yargıca göre, bu halde iken dahil olmaya çalıştığı davadaki İran’ın merkezi rolünü görmezlikten geliyordu.
Yargıcın bir başka sert eleştiri ise, Giulaini’nin Zarrab’a getirilen suçlamaların sadece ‘tüketici malları’ ile ilgili olduğunu ileri sürmesine oldu. Bunun tam tersine suçlamaların ağır olduğu ve ”felony” yani ‘ağır suç’ sınıfına girdiğini hatırlatma gereği duydu Berman.

Zarrab ile iş yapan Türk veya ABD’li yetkililer

Zarrab’a sorulan sorulardan bir başkası ise, ”ABD veya Türkiye hükümetinde görevliler veya yetkililer Zarrab veya yakınları ile bir iş yapmaktalar mı” sorusu oldu. Brafman bunun mümkün olabileceğini söyleyerek şaşırttı. Kesin bir cevap veremeyen Brafman’ın Zarrab ile Türk yetkililerin geçmişte iş yapabilmiş olabileceği iddiasını neden reddetmediği aslında anlaşılabilir. Zira, Mayıs ayının 18’inde Zarrab’ın emaillerinin kanıt olarak kabul edilip, edilmeyeceği yönündeki celse görülecek. FBI’ın, 17 Aralık dosyasını referans alarak, 2014 yılının Eylül ayından beri Zarrab’ın emaillerini izlemeye aldığını geçmişte öğrenmiştik. FBI 2014’den beri Zarrab’ın ‘hotmail’ emaillerine erişime sahipse, Zarrab’ın o zamandan beri hangi Türk yetkilileri ile irtibat içinde olduğunu da biliyor olduğunu düşünmemizde bir zarar yok. Ondan dolayı Brafman, Zarrab’ın Türk yetkillerle ‘iş yapmış’ olabileceği ihtimalini yok sayamadı.

 

YAZININ DEVAMI

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here