Ağzı süt kokamayan bebeklerin, zulüm altında inleyen anneleri

0
1978

Kızım tutuklu, çocukları benimle kalıyor. Annelerini çok özleyip gözyaşı döküyorlar;ama görüş günlerinde bunu belli etmemeye çalışıyorlar.

Kızım teslimiyet içerisinde, olanlara tevekkül ederek sabrediyor. Görüş günlerinde o bize moral veriyordu.

Çocukların sınavı olduğu için görüşe yalnız gittim, ağladı. Meğer ne zulümler oluyormuş da yavrum çocuklar üzülmesin diye söylemiyormuş.

Yeni doğum yapmış bir anne geldi,dedi.Bebeğini yanına almak istemiş; fakat zalimler izin vermemişler. O masum anne emziremediği bebeğinin hakkı olan sütleri lavaboya gözyaşları içerisinde sağmak zorunda kalıyordu. Buna yürek dayanır mı?

O bebeğin anne sütünden başka bir besini de yoktu, belki de günlerce aç kaldı. Minik bir yavruyu anne kokusuna bile hasret bıraktılar. Bu zulmün sahipleri o minik bebeği mi; yoksa anneyi mi cezalandırıyordu?

Sınıftan bozma ranza olmayan 6 kişilik koğuşlarda 24 kişi kalıyoruz.15 yer yatağında 24 kadın yatıyor. Kış, havalar soğuk; fakat kasıtlı olarak kaloriferler yeterince yakılmadı. Kendilerince bize eziyet ediyorlar, yatacak yatak bile yok.

Yeni gelen arkadaşları rahat ettirmeye çalışıyor, yataklarımızı onlara bırakıp bir battaniyeye sarılarak koridorlara uzanıyoruz. Koğuşlar o kadar dolu ki namaz kılacak yer bulmakta bile artık zorlanır hale geldik.

Bu anlattıklarım bir şikâyet değil, bizler hepimiz bunun bir imtihan olduğunun şuurundayız. Bizlere bu asrın mazlumu olmak düştü.

Ya mazlum değil de zalim olsaydık? Bu zulmün sahipleri gibi hem bu dünyayı hem de en önemlisi ahireti kaybetseydik.

Üç günlük dünyada günahlarını gizlemek için binlerce mazluma akıl almaz işkenceleri reva görenler,ahiret için ne düşünüyor acaba.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here