Adil Öksüz hakkında

0
11836

Adil Öksüz ismi, 15 temmuz darbe tiyatrosundan sonra en çok anılan isim oldu şüphesiz kamuoyunda.

15 temmuz gecesi Akıncılar Üssü’nde yakalandığı söylenen ve hemen sonrasında serbest bırakılan Adil Öksüz.

AKP çevrelerinin, darbenin arkasında Hizmet Hareketi’nin olduğunu ispat etme adına en çok kullandıkları isim Adil Öksüz ismi oldu.

AKP tarafından darbeyle ilişkilendirilmeye çalışılan Hizmet Hareketi’nin, en kuvvetli şüphelisi olarak hep adı anıldı.

Darbenin üzerinden nerdeyse bir yıla yakın zaman geçmiş olmasına rağmen, hala nerde olduğu ve tam olarak kim olduğu daha bilinmeyen Adil Öksüz.

Adil Öksüz üzerinden çok sayıda soru soruldu ve üzerinde çokça yorum ve analiz yapıldı.

Hatta Hizmet Hareketi’nde bulunan insanların da en çok merak ettikleri konu, Adil Öksüz olayıdır.

Hizmet Hareketi mensupları, darbenin arkasında Hizmet Hareketi’nin olmadığını biliyor ve inanıyorlar.

Ama Adil Öksüz ismi etrafında dolaşan iddia ve soru işaretlerinide hep akıllarının bir kenarında tuttular hep.

Hatta bazı soru işaretlerinden dolayı, ilk zamanlarda, hareketteki insanların akıllarına acabalar geldi hep.

Bana da çok sayıda soru soruldu bu konu hakkında.

Bu konuyla ilgili ilk yazım budur.

Öncelikle şunu belirtmek isterim, dünyadaki hayat felsefem şudur.

Bu dünyada hiç kimseden bir şey bekleme, dünyada herkesten her şey bekle.

Ben şüpheci bir insanım ve çok çabuk ön kabullerim yoktur.

Bu nedenle, hemen Adil Öksüz masumdur demem.

Ama Adil Öksüz suçludur ve darbenin içerisinde yer almış da demem.

Bazı sorular ve bu soruların cevaplarıyla hüküm ve kanaatim oluşur.

Şimdi aklımdaki soruları sorup, cevapları üzerinden Adil Öksüz olayına beraber bakalım.

Bu olayda iki ihtimal olabilir diye düşünüyorum.

1- Adil Öksüz darbenin içerisinde bir şahış olarak yer almış olabilir mi?

Bu soruya cevabım evet olur.

Neden?

Çünkü, Hizmet Hareketi hiç bir şekilde darbe gibi, heleki masum insanların üzerine tank sürecek, tank altında ezecek, kurşun sıkarak insanları katledecek bir eylemin içerisinde olamaz.

Bu hareketin hem prensiplerine, hem de yöntemlerine aykırıdır.

Bunun böyle dolduğu, yıllardır süren zulümlere ve baskılara rağmen, hareket mensuplarının polise tek bir taş atmaması ve hiç bir güvenlik kuvvetine karşı en ufak bir eylemde bulunmaması ispatlamıştır.

Bu hareketin içerisinde olan, Fethullah Gülen’in felsefesinden birazcık olsun etkilenmiş hiç kimse böyle bir eylemin içerisinde olmaz, olamaz.

Bu ne insanidir, ne de islamidir.

Fakat!

Hareketin içerisinde olan herkes bu anlayışa sahip midir derseniz.

Buna cevabım hayır olur.

Hareketin içerisinde olup, bu şekilde eylemlere bir şekilde girişecek kişiler çıkabilir ve bu da, bu kadar geniş bir insan kitlesini içerisinde barındıran bir toplulukta mümkündür.

Bu nedenle, Adil Öksüz, bu şekildeki bir eylemin içerisinde yer almış olabilir.

Ama, bir kişinin veya bir kaç kişinin böyle bir eylemin içerisinde yer alması, koca bir hareketin, bu darbe tiyatrosunun içinde ve arkasında olmasını asla ispat etmez ve böyle bir hüküm verilemez.

Bunun olabileceğini, bizzat Fethullah Gülen, 15 temmuz sonrasında yaptığı açıklamalarda da dile getirmiştit.

Eğer böyle bir eylemin içerisinde birileri yer almış ise, bu kişi harekete ihanet etmiştir.

Bu noktadan, eğer Adil Öksüz bunun içerisinde ise, harekete ihanet etmiştir.

2- Adil Öksüz, MİT tarafından kullanılan bir kişi olabilir mi?

Bu soruya cevabım, olabilir olacaktır.

Ben cemaat içerisinde, MİT tarafından yerleştirilmiş insanlar olabileceğine inanan biriyim.

Bunun mümkün olmamasını düşünmek, safdillik olur.

Bu kadar geniş ve çaplı işler yapan ve bu kadar düşmanı ve sevmeyeni olan, bu kadar devlet tarafından yakından takip edilen bir hareketin içerisinde, muhbir, ajan ve görevli kişilerin olmadığını düşünmek akılla izahı mümkün değildir.

Hizmet Hareketi’nde de mutlaka bu şekilde insanlar vardır.

Ve bu insanlardana bazıları, önemli görevlere gelmiş ve hala oralarda olabilirler.

Önümüzde, Kemalettin Özdemir, Hüseyin Gülerce, Nurettin Veren, Laitf Erdoğan örnekleri var.

Belki bu insanlar direk MİT adına girmediler bu harekete, ama zamanla bazı zaafları yada bazı düşüncelerindeki değişmeler neticesinde, MİT adına çalışan, hareketin içinde mubirlik yapan insanlar haline gelmiş olabilirler.

Bu nedenle ben hareketin içerisinde, onca zorluk ve imtihan sürecine rağmen, tüm bunlarla beraber hala MİT adına çalışanların olduğu kanaatindeyim.

Bir zamanlar, direk Fethullah Gülen Hocaefendi’nin dediği, “içimizde ne kobralar var” sözünün, bu gerçeği en net ifadesiyle ilan edilişi olarak biliyorum.

Tüm bunların ışığında, yaşananları da göz önünde bulundurunca, Adil Öksüz de MİT adına çalışan biri olabilir.

Belliki, Adil Öksüz üzerinden hareke darbe ile ilişkilendirilmek istendi.

Fakat ne olduysa,

Bankasya’nın önünden geçen, evine Zaman Gazetesi giren, çocukları hareketin okullarına giden herkes, hemen 15 temmuzun ardından tutuklandığı halde, darbenin merkezi Akıncılar Üssü’nde yakalanan Adil Öksüz hemen bırakıldı.

Hidayet Karaca ve polislere tahliye kararı veren hakimler tutuklanıp cezaevine konulmuşken, Adil Öksüz’ü serbest bırakan hakimler hala görevlerine devam ediyor.

Adil Öksüz ile Kemalettin Özdemir, aynı üniversitede çalışıyor ve oda arkadaşıydı.

Adil Öksüz ile ilgili video ve resimler anında havuz medyasında yer aldı.

Cem Küçük, Adil Öksüz isminin Nureddin Veren tarafından kendisine bir yıl önce söylendiğini ve bu isimden MİT’in de haberdar olduğunu söyledi.

Bir yıl öncesinden haberdar olunan ve darbeyi cemaat ile ilişkilendirme adına en kuvvetli delil olan Adil Öksüz’ün bırakılmasının mantıklı bir açıklaması yok.

Adil Öksüz ABD konsolosluğu tarafından 21 temmuzda aranıyor ve telefon çalıyor, açıp açmadığı belli olmasa da, telefon çalıyor.

Hal böyle iken, Türkiye’nin en çok aranan adaamını, emniyet ve MİT nasıl olurda, telefonunda yer tesbiti edip yakalayamıyor.

Gözaltına alınanlar serbest bırakılsa da, telefonları verilmezken, Adil Öksüz gibi bir şüphelinin telefonu nasıl hemen iade ediliyor.

Tüm bunları bir araya getirince, ben Adil Öksüz’ün MİT tarafından kullanıldığını ve sonrada ortadan kaldırıldığına inanmamak için bir sebep bulamıyorum.

Sonuç olarak, Adil Öksüz olayının daha çok su götüreceğini zannediyorum.

Ve Adil Öksüz hakkında çıkan haberlerin hemen hemen hepsinin havuz medyası kaynaklı olması da, bu konu hakkında süphelerin daha da artıran bir konu olduğunu da belirtmek lazım.

Ve ilerleyen günlerde, Adil Öksüz üzerinden AKP’nin daha çok soruya muhatap kalacağına inanıyorum.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here