Enteresan, Doğan Gurubu 15 temmuzu sorgulamaya başlamış

0
1654

Doğan Gurubu’na bir şeyler oldu.

Yazarlar yazı yazmaya başladılar.

Hemde gerçekten yazı.

Sorgulayan ve muahlif yazılar.

Bunun örneklerinden biri, Hürriyet yazarı Mehmet Y. Yılmaz, bugünkü köşesinde görüyoruz.

Yazısında, darbe tiyatrosundaki anormallikleri irdeleyen Yılmaz, Zeki Aksakallı’nın ifadeleriyle ortaya çıkan ‘darbe önlenebilirdi’ gerçeğini, bu gün köşesine taşımız.

İşte yazının o kısmı

 

ASTSUBAY Ömer Halisdemir’in şehit edilmesiyle ilgili davada tanık Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı, Silahlı Kuvvetler’de kriz durumlarındaki ilk tedbirin “Personel kışlayı terk etmesin” emri verilmesi olduğunu söyledi.

“TSK’da kriz ve olağanüstü durumlarda haber alınır alınmaz ilk tedbir olarak ‘Personel kışlayı terk etmesin’ emri verilir. Birlik komutanları kışlalarında, mesaiye devam edilir. Her zaman uygulanan bu temel ve basit kural 15 Temmuz’da ilk haber alındığı zaman uygulanmamıştır. Uygulansaydı, darbe girişimi baştan açığa çıkardı” dedi.

Hatırlıyor musunuz, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ümit Dündar da, TBMM komisyonunda verdiği ifadesinde “darbe ihbarı alınsaydı, Genelkurmay Başkanı’nın başka emirler de vererek girişimi en başından engelleyebileceğini” söylemişti.

Demek ki Binbaşı H.A.’nın, MİT’e gelerek darbe girişimini ihbar ettiği saatten, darbe girişiminin başladığı saate kadar olan sürede, “yeterli” değerlendirme yapılmış olsaydı, bu kadar insanımız darbeciler tarafından şehit edilemeyecekti. Yaralanıp sakat kalanlar bugün sapasağlam yaşamlarını sürdürüyor olacaktı.

Binbaşı H.A., MİT’teki ilk sorgusunda MİT Müsteşarı’na yönelik bir operasyon yapılacağını, üç helikopterle evinin basılıp müsteşarın kaçırılacağını anlatmıştı.

Ama nedense Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı bunu bir “darbe girişimi” olarak değerlendirmediler.

Üstelik bu değerlendirmeyi baş başa yaptıkları saatte Genelkurmay’da üst düzey terörle mücadele toplantısı yapılıyordu. Bu ihbarı o üst düzey komutanlarla değerlendirselerdi, ek emirlerin kararlarını almak mümkün olmaz mıydı?

Bunu hâlâ öğrenemedik: MİT Müsteşarı’nın bir grup asker tarafından kaçırılacağı ihbarı alınınca, Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı ne olacağını zannettiler? Kaçıracak askerlerin fidye isteyeceğini mi düşündüler?

Bunun bir “askeri kalkışma olduğunu” nasıl değerlendiremediler ve daha o anda kara havacılığı basıp darbecileri harekete geçemeden yakalamadılar?

Genelkurmay Başkanı, hava sahasını kapatma emrini verirken neden “kışlada kalın emrini” vermedi?

O emir verilseydi Hava Kuvvetleri Komutanı, düğünde esir alınabilir miydi?

O kuvvetinin başında olsaydı, Akıncı üssünü darbeciler ele geçirip, uçaklarla milletin üzerine bomba yağdırabilirler miydi?

Bu emirler neden verilmedi?

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here