Erdoğan işte bu yüzden Hizmet Hareketi’ni bitiremez

1
7541

Mesafeler sadece bedensel ayrılıklara sebebiyet veriyor.

Kalben ve ruhen birlikte olanlar için mesafeler sadece bir rakamdan ve mekandan ibaret.

Ve kalbler bir atınca mekanın ve zamanın ehemmiyeti kalmıyor.

Sosyal medyada bir resim ve not vardı bugünlerde, bir çocuk babasına avukat tutabilmek için para biriktirmiş ve annesine, bu para avukat tutmaya yeter değil mi anne diye sormuş ve annesini duygularını, yıkıldım diye yazmıştı.

Göğüs kafesinde bir kalp taşıyan her vicdan sahibi insanın yüreğini titreten bu resim , bu gün ülkede yaşanan zulmü tüm çıplaklığı ile gözler önüne seren bir sahne.

İşte bu zulmün yaşandığı Türkiyeden binlerce kilometre uzaklıkta yaşanan bir hadiseyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yer, Amerika’nın New York eyaletinin Long İsland bölgesi.

Babasına avukat tutabilmek için para toplayan yüreği kocaman minik kardeşimin yaşlarında çocukların bir programı vardı.

Çocuklar hafta sonları gittikleri kültür merkezinde öğrendiklerini bizlerle paylaşma adına bir program hazırlamışlardı.

Çocuklar hem öğrendiklerini hem de, peygamber sevgisini resmeden projeler hazırlamışlardı.

Her birinin yüzündeki o samimiyet ve gözlerindeki o ışıltı, gelecek adına bir kere daha ümitlerimi ve inancımı şahlandırdı.

Çocuklar madem bu programı yapıyoruz, Türkiye’de yalanan zulümlerde mağdur olan kardeşlerimize yardım da toplayalım demişler.

Anneleri yemek yapmış, kermes yapmışlar ve satış yapıyorlardı.

Sahneye çocuklar çıkıp öğrendiklerini gösterdiler.

Sonra sahneye bir çocuk çıktı, Türkiye’de zulme maruz kalmış bir ailenin yaşadıklarının yazıldığı bir mektubu, kırık Türkçesi ile okudu.

Salondaki herkes gözyaşları ile dinledi yazılanları.

Daha sonra 2 kız çocuğu sahneye çıktı.

Tertemiz yüzleri, yüzlerine aksetmiş kalpleri ile bir ricada bulundular.

Dediler ki, ” biz Türkiye’de yaşanan bu zulümlerde, mağdur olan kardeşlerimiz için ne yapabiliriz diye düşündük. Ve elimizden ne gelir diye kafa yorduk. Sonunda marketten alacağımız incik bocuklar ile takı ve tesbih yapalım, onları  satalım ve gelirini kardeşlerimize yollayalım.

Ve bu iş için çalışmaya başladık, tesbih ve takılar yaptık, dışarda satıyoruz, alırsanız hem kardeşlerimize yardımcı olmuş olursunuz, hemde sizinde tesbihiniz olur” dedi.

Salondaki herkes bir şeyler aldı.

Herkes bütçesine göre.

O gece ne kadar toplandı bilmiyorum.

Ama o sahne ve o çocukların bu gayreti, bir kere daha bana şunu dedirtti.

Doğru yerdesin!

Ve olduğun yerdeki insanları, hiç bir güç mağlup edemeyecek!

Demiştik ya, mekanın zamanın bir kıymeti yok, yeterki kalpler bir atsın, aynı acıları ve sevinçleri yüreğinde hissetsin.

Evet, hakikat buydu ve bunun bir kere daha anlaşılması için bu sahnelerin görülmesi gerekiyormuş hayatımda.

Eminim dünyanın bir çok yerinde, yüreği kocaman, tertemiz çocuklar, babalarına avukat tutmak için para biriktiren çocukların hislerini hissediyor ve birşeyler yapmak için kafa yoruyorlar.

Biliyorum ki, yurtdışında yaşayan kardeşleri, bu gün zulme maruz kalan, evinden, işinden, eşinden, çocuklarından, yuvalarından, annelerinden, babalarından ayrı kalan kardeşlerinin acılarını hissediyor ve onlar için bir şeyler yapmak için etkinlikler yapıyorlar.

Biliyorum ki, hapishanelerde olanlar, yarın dışarı çıktıklarında, ” bizler için neler yaptınız biz içerdeyken”  diye sorduklarında, verecekleri cevapları olsun, kardeşlik bunu gerektirir diye, yürekleri yanıyor ve bu ateşi bir nebze söndürme adına icraatler planlıyorlar ve eylemler yapıyorlar.

Kader planında bizler bu gün yurt dışında yaşıyoruz.

Türkiye’de yaşanan zulümlere uzak gibi görülüyoruz.

Ama anladım ki, bizler ülkemizden binlerce kilometre uzakta olsakda, bizler mahkeme salonlarında babamızı bekliyoruz bir ümitle, annemizi bekliyoruz cezaevi ziyaret günlerinde, eşimize hasret yaşıyoruz gurbette, cebri hicretlerde.

Allah duygularımızda samimi kılsın.

Ama bildiğim o ki, dün gece o programda, sahnede kırık türkçesiyle mektup okuyan çocuk, mektup okunurken ağlayan anneler babalar, boncuklarla tesbih yapıp satarak para kazanana ve o paraları zulüm altındaki kardeşlerine yollayan kız çocukları gerçekten samimi idi.

Bu samimiyet ve bu inanmışlık oldukça, yürekler mekandan ve zamandan bağımsız bir attıkça, hiç bir güç ve tehdit bu cemaati bitiremeyecektir.

Ve güzel günler, bugünün samimi minicik yüreklerinin ellerinden olacaktır.

İşte o anda, aklıma Üstadın o sözü geldi ve bende aynı şeyleri mırıldandım.

“Zaman durmadan deveran ediyor, dönüyor. Gündüzler geceleri takip ediyor. Geceler gündüzlerin arkasından süratle geçiyor. Ve zaman müstakim bir hat gibi gitmiyor. Bugün birilerine bayram yarın başkalarına bayram. Bugün birilerine sevinç yarın başkalarına sevinç. Bugün derenin dibinde emekleyenler yarın zirvelerde gezmeye namzet. Zaman kurak ve çorak olabilir, ama bu zamanın bağrına ekilen cennetlerden daha kutsi gözyaşları yarını cennetlere çevirecektir.”

“Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Sizler cennet-asa bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır.”

Teşekkürler yüreği kocaman çocuklar.

Sizler bir kere daha ümitlerimizi şahlandırdınız.

Bir kere daha durduğumuz yerin doğruluğunu bizlere gösterdiniz.

 

 

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here