Havuz yazarı, AKP’de 16 nisan sonrası şiddetlenecek olan büyük kavgayı ilan etti

0
2696

Havuzda ve AKP’de büyük bir kavganın başlayacağı artık gizlenmez oldu.

Erdoğan’ın metin yazarı ve şimdilerde AKP İstanbul AKP milletveki olan Aydın Ünal, Yeni Şafak’taki köşesinde, hem altan alta giden, arasıra ortaya çıkan ve hakaretlerin havada uçuştuğu kavgayı ifşa etmiş, hemde 16 nisan sonrasında bu kavganın çok daha şlddetleneceğini ilan etmiş.

İşte o yazının o kısmı

 

Fetullahçıların şikayetleri, saldırıları, aleni tehditleri bizi yıldıracak değildi. Lakin, “dost” bildiklerimiz bizi linç etmek istediler. Bizi fitne çıkarmakla, fesadı körüklemekle, ilişkileri bozmakla, süreci tahrik etmekle, çetecilikle suçladılar. “Fetullah Gülen gibi saygın bir alime” dil uzattığımız için bizi yerden yere vurdular.

İşte Twitter hesabımı tam da o günlerde kapattım. Fetullahçılardan değil, “dostlardan” korktuğum için kapattım.

17/25 Aralık’tan sonra, manevra kabiliyeti yüksek, besili ve cüsseli o “dostlar” bizi ezip en öne geçtiler. Sorun değil. Bu işler böyledir. Bizim önlerde hiç gözümüz olmadı zaten. Öne geçtiler ve herkesten çok bağırmaya, kükremeye başladılar. Mücadeleye öyle bir “aşkla” ve “heyecanla” sarıldılar ki, biz bile artık “FETÖ’cü, Paralel, Kripto” ithamlarına maruz kalmaya başladık.

Şimdi büyük bir şüphenin içindeyim: FETÖ’yle mücadele edenler, Aliya’nın dediği gibi, “düşmanlarına mı benzediler”, yoksa hep mi böyleydiler?

Çok ciddi bir kalitesizlik ortamı kasıp kavurmaya başladı. Recep İvedik’in 5 milyon seyirci rekoruna ulaşması, evlilik programlarının rating rekoru kırması, temiz Anadolu ailelerinin televizyonlarda medya maymununa dönüştürülmesi, Dallas dizisinin artık pek muhafazakar kalması, ekrandaki çıplaklığın, seviyesizliğin dindar evlerde bile doğallaşması değil kastım. Kifayetsizlik, başedilebilir bir sorundur neticede; lakin, kifayetsizliğe ihtirasın eşlik etmesi büyük tehlikedir.

Kifayetsizlikle yoğrulmuş ihtiras, siyaseti, bürokrasiyi, medyayı sinsi bir virüs gibi zehirliyor. Moğol istilacıları gibi acımasızca, ne var ne yok yakıp yıkıyorlar; çekirge sürüsü gibi rantın üzerine üşüşüyorlar; züccaciye dükkanına giren fil gibi kırıyorlar, döküyorlar, eziyorlar, incitiyorlar. Etraflarına korku salıp sindiriyorlar. Aldıkları reaksiyonla, eleştiriyle, hakaretle, saldıkları korkuyla büyüyorlar. İşi şantaja kadar götürüyorlar. FETÖ ile mücadele ediyormuş gibi görünüp, ne kadar Fetullahçı taktik varsa kullanıyor, yalan söylüyor, iftira atıyor, karanlık operasyonlar yapıyorlar. Kendilerinden olmayana hayat hakkı tanımıyor, “Ben, ben” diyerek kibirle ortalıkta dolaşıyorlar. Ömrü mücadeleyle geçmiş dava adamlarını bir kalemde harcıyor, çalışanların, üretenlerin moralini bozuyor, kollarını, kanatlarını kırıyorlar.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here