Göründüğü gibi olmak ve Mustafa Ünal

0
1844

 Sevdiğim bir yabancı şarkının sözlerini biraz değiştirerek başlayayım: 

“Çok zordur, ağladığım tüm o zamanlarda yaşadığım her şeyi içimde tutmak,
Ama daha da zor olanıysa, bunu reddetmek…
Eğer haklı olsalardı onlara katılırdım,
Ama onların bildikleri ise şeytanı melek, meleği şeytan yapmak…”

Başlıkta “göründüğü gibi olmak” tabirini de bilerek kullandım…

O benim için olduğu gibi görünen bir insan, tabii ki onu tanıyanlar şunu da bilir: Mustafa Ünal, göründüğü gibi olan insandır… Ne demek mi istiyorum? Anlatayım…

2015 yılı Ağustos aylarında Türkiye’deydim. Alanım hukuk olduğu için, belli başlı yakın tarih çalışmalarını yapmak için Zaman gazetesinin Ankara bürosuna sıklıkla uğruyordum. Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal’ın yakın tarihe yönelik hâkimiyetini bildiğimden ve kendisiyle önceden tanışıklığım olduğundan büroya her gelişimde kendisini ziyaret etmeye çalışıyordum.

Mustafa Ünal’ın bu memleketi ne kadar sevdiğini onunla oturup kalkan her bilir. Gözlerindeki samimiyet, yüzündeki tebessüm ve insanlara güven veren o emin halini ise neredeyse görmeyen yoktur…

Tam tarihini hatırlamamakla birlikte, o yıl ağustos ayının sonlarına yakın bir günde, deneyimli muhabir Emre Soncan aldığı kulis haberlerini Mustafa Ünal’a aktarıyordu. Emre Soncan ilk etapta biraz çekindi. Ancak Mustafa Bey tanışıklığımızdan dolayı Emre Bey’in anlatmaya devam edebileceğini söyledi.

Sonra konu o zamanlarda da darbe iddialarını ortaya atan ve tantanası yapan hükümet yanlısı medyanın yaptığı yayınlara geldi.

Emre Bey çok açıktan sordu: “Mustafa Bey, darbe olursa tavrımız nasıl olur?”

Mustafa Ünal, “Karşı geliriz!” dedi kendinden çok emin bir şekilde… “Konjonktürel durumdan dolayı muhalif bir konumumuz olabilir ancak bizim darbelere karşı tutumumuz bellidir. Karşı geliriz.”

Emre Soncan aslında bildiği cevabı almıştı. Yüzünden böyle bir cevap almanın memnuniyeti okunuyordu. Ancak ben çok şaşırmıştım. Çünkü o zamanı düşündüğümüzde, cemaatin birçok okuluna baskın yapılırken, birçok insan gözaltına alınmaya devam ederken, Zaman gazetesi en tepeden baskı üstüne baskı yerken, “Özgür Medya Susturulamaz!” pankartları gazete binasının her yerindeyken, haksızların onların dört bir yanını sarmışken, Mustafa Ünal yine de hiç tereddüt etmeden “Darbeye karşı geliriz!” diyordu. Hem de en has dairede…

Kendisine her türlü zulmü reva gören ve açıktan hedef alan birisinin yine de gayri meşru yollarla gitmesine razı olamıyordu.

Belki bu anlattığım sizlere bu güzide hareketin içerisinde olan insanları anlatmak adına malumu ikrar gibi gelebilir. Ancak o sahne, Mustafa Ünal’ın çok net bir ses tonuyla “Karşı geliriz!” deyişi,  gözümün önünden hiç gitmiyor.

Şimdi Mustafa Ünal ve Emre Soncan zindanda… Memlekete zerre kadar zarar gelmesini istemeyenler bu insanlar hapiste… Eminim sadece benim gibi kendi halinde olan birisi değil, Mustafa Bey’i tanıyan tüm gazeteciler ve politikacılar onun darbeyle uzaktan yakından alakası olmadığını çok iyi biliyor. Ama imtihan dünyası vefasız dostları da gösteriyor bizlere…

 

Nedim Yılmaz

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here