Bu yazı, hala vicdan sahibi Ak Partililer için yazıldı

0
5378

15 temmuz, Türkiye tarihinin en kanlı günlerinden biridir.

15 temmuzda yüzlerce insan, Erdoğan’ın çağrısı ve AKP’nin organizasyonu ile sokaklara, samimi duygularla çıkarak, darbe girişimi olarak lanse edilen organizasyona karşı çıktı ve bunun bedelini canlarını vererek ödediler.

Olayın ilk dakikalarından itibaren, olayın gerçekleşme şekli ve yapılan çağrılarla, ben bu darbenin bir tiyatro olduğunu yazdım ve sokağa çağrılan halkın, sokağa çıkmaması adına çağrılarda bulundum.

AKP çevreleri ve çoğu AKPli, bu çağrımdan dolayı bana küfür ve hakaretler etti.

Bu çağrıyı yaptığım twitlerimi retwite edenler hakkında davalar bile açıldı.

Ben bu çağrıyı, benim gibi aynı .ağrıyı yapanlar gibi, ülkede bir darbenin olmasına hizmet etmek için değil, tam aksine, saf ve temiz duygularla sokağa çıkacak insanların başlarına birşey gelmemesi adına yapmıştım.

Neden.

Çünkü, elinde silahı olan, tankı olan ve emir komuta içerisinde hareket edenlere karşı gelmesi gerekenlerin, devletin silahları olan emniyet yetkililerinin olması gerektiğine inandım içindi.

Çünkü, halkın bilerek ve kasden ölüme çağrılmasına karşı olduğum içindi.

Ve aradan 8 ay geçtikten sonra, 15 temmuz ile ilgili bilinmeyenler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

İsterseniz bunlara bakalım.

1- Doğu Perinçek’in “Darbeyi bir gün önce Yeni Şafak gazetesine bildirdik” açıklamasından sonra Yeni Şafak o bildiirimin nasıl oluğunu anlattı.

Bakın Yeni Şafak darbeden bir gün önce , yani 14 temmuz günü darbeyi nasıl biliyormuş.

Doğu Perinçek’in yardımcısı Hasan Atilla Uğur’la röportaj yapan Yeni Şafak yazarı Hüseyin Likoğlu Yeni Şafak’ta yazdığı “Perinçek neyin peşinde!” başlıklı yazıda, “Telaşlı bir ses: ‘Hüseyin Bey filan yerdeyiz acil gelmen lazım’. Yukarda bahsettiğim ekip, herkesin yüzünde müthiş bir telaş: ‘Hüseyin Bey, bunlar darbeye girişecek. Bunun önüne geçmek artık imkansız. Halkı bilinçlendirecek bir haber yapılmalı. Ancak halk durdurabilir bu hainleri’. Şaşkınlıkla, ‘Nasıl yani! Böyle bir haber yapılamaz’ dedim. ‘Hüseyin Bey siz durumun ciddiyetinin farkında değilsiniz!’ dediler. ‘Tabi ki farkındayım ancak böyle bir haber dili olmaz. Ancak, bu söylediklerinizi bir uzman dile getirirse söyleşi olarak haberleştirilebilir’ karşılığını verdim. ‘Hasan Atilla Uğur ile röportaj yapar mısın?’ diye sordular. ‘Ergenekon’dan AK Parti hükümetleri dönemlerinde hapis yatmış birisi. Olmaz’ karşılığını verdim. ‘Tamam, başka isim düşünelim’ dediler. Bu ara kendi kendime sesli düşündüm: ‘Neden olmasın! AK Parti döneminde hapis yatmış, siyaseten de AK Parti’ye muhalifliği açık bir isim bütün bunları söyleyecekse neden olmasın’. ‘Tamam, röportaj yaparım ama Genel Yayın Yönetmeni ile konuşmam lazım’ dedim. Genel Yayın Yönetmenimiz İbrahim Karagül ile konuyu paylaştım. Ve 15 Temmuz saat 15.00’te Hasan Atilla Uğur ile randevulaştık.” diye yazdı.

Yani, Yeni Şafak darbeden bir gün önce haberdar edilmiş.

Peki, Erdoğan’ın kontrolünde olan Yeni Şafak bu darbeden haberdar ise, Erdoğan ve Erdoğan’ın kontrolünde bulunan MİT, emniyet ve Ordu darbeden haberdar değiller miydi veya haberdar olmamaları düşünülebilir mi?

Hayır, tüm saydığımız kişi ve kurumlarda , darbeden haberdar idi.

2- Darbeden haberdar olunduğuyla ilgili bir başka kanıt daha ortaya çıktı.

Darbeden bir gün önce, yine 14 temmuz günü, MİT müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, baş başa yaklaşık 4 saat görüşüyorlar.

Peki bu görüşmede neler konuşuldU?

Darbe girişimi öncesi, Özel Kuvvetler Komutanlığındaki kurs kapanış töreninin teamüllere göre Cuma günü yapılması gerekirken, perşembe gününe alındı. Törenden sonra MİT Müsteşarı ile Genelkurmay Başkanının baş başa gece saatlerine kadar görüştüğü ortaya çıktı.

Peki soru, bu tören neden cuma gününden perşembeye çekildi ve MİT müsteşarı geç saatlere kadar Genelkurmay başkanı ile ne görüştü?

Şimdi AKP’li ve hala vicdanıyla ve mantığıyla düşünenlere soruyorum

1- 15 temmuzda olacakları bilen Erdoğan, MİT ve Genelkurmay neden darbeyi önelemek için çaba göstermedi.

2- 15 temmuzu eniştemden öğrendim diyen Erdoğan’ın gerçekten doğruyu söylediğine  hala inanıyor musunuz?

3- Yeni Şafak darbeden  bir gün öncesinden haberdar iken, Erdoğan’ın bundan habersiz olacağına inanıyor musunuz?

4- Devletin güvenlik güçleri ile, bu darbe planını yapanlar, bir gün önceden tesbit edilip etkisiz hale getirilemez miydi?

5- 15 temmuz gecesi olacakları bilen Erdoğan, bunu bile bile, ellerinde ağır silahlar ve tanklar olanların karşısına, halkı çıkararak, halkın ölmesine sebep olmuş olmadı mı.

6- 15 temmuz gecesinde, sokaklara saf duygularla çıkan masum insanların ölmesinden, en az kurşun sıkanlar kadar, o halkı sokağa çağıranlarda sorumlu değiller midir?

7-Darbe girişimini önceden haber veren askerler, neden tutuklanmıştır?

8- 15 temmuz en fazla kimin işine yaramıştır.

9- 15 temmuz bahanesiyle, Hizmet Hareketi’ni suçlayarak, çoluk çocuk demeden, yaşlı genç demeden, darbe ile yakından uzaktan alakası olmayan insanlara zulmedilmesi, vicdanlarınızı sızlatmıyor mu?

Bunun gibi soruları, sadece vicdanlarınızla ve mantığınızla cevaplamanızı bekliyorum.

Kuru bir tarafgirlik ile değil, mantıklı olarak bu sorulara cevabınız var mı?

Onca şehit olan masum insanların ve ülkenin içine düştüğü halin sorumlularını gerçekten kimler olduğunu, bu sorulara verdiğiniz cevaplar ile bulacağınıza inanıyorum.

Yayınlarımızın devamı adına, sizleri destek vermeye davet ediyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here