Parçası Olduğumuz Kirli Toplum Ve Yaşanan Acılar…

0
2130

Erdoğan rejimi adeta zulüm fabrikasına dönüştü.

Gün geçmiyor ki Hizmet Hareketi gönüllülerine yönelik insanın içini acıtan birkaç haber okumayalım.

Tabii bu haberleri sadece Hizmet Hareketi ile ilişkili ve yurt dışından yayın yapan haber sitelerinde veya twitter ortamında okuyabiliyoruz.

Yandaş medyanın bu konulara yaklaşımı malum. Bu zulümleri ya görmüyorlar yada hak ettiler, başları ezildi şeklinde haber yapıyorlar.

Adeta daha fazla zulüm yapılsın diye tempo tutuyorlar. Tıpkı Roma döneminde arenalarda aslanların önüne atılan kölelere yapılan tezahüratlar gibi.

Daha fazla acı, daha fazla zulüm lazım onlara.

Az buçuk muhalif duran-durmaya çalışan bir avuç medyada da bu haberleri görmek mümkün değil.

Ya korkularından bu haberlere yer veremiyorlar yada ideolojik körlük içindeler.

Şortlu kadına tekme atılması içlerini acıtırken, doğumhanenin kapısında tutuklanan Hizmet gönüllüsü kadın umurlarında olmuyor.

Hürriyet okur temsilcisi Faruk Bildirici’nin gazetesinde Orhan Pamuk röportajının yayınlanmaması ile alakalı dediği gibi bugünlerin medya tarihi yazıldığında yayınlanmayan haberler ciddi bir yekûn teşkil edeceği görülecek.

Sansür, oto sansür, gönüllü sansür… Hepsi iç içe.

Özellikle yapılan zulümler ile alakalı.

Bu haberleri yayınlayan gazeteci arkadaşlar önemli bir iş yapıyorlar. Bu zulümleri haber yaparak tarihe not düşmüş oluyorlar. Zira internet ortamında hiç bir şey kaybolmuyor.

Halide Edip de Kurtuluş Savaşı’nda Batı Cephesinde ‘Tetkik-i Mezalim Komisyonu Başkanlığı’nı yapmıştı. Komisyon olarak Yunan mezalimini köy köy gezip raporluyorlardı. Bugün de yapılan bu haberler aynı ‘tetkik-i mezalim raporu’ işlevi görüyor.

Bugün bu belgelenen zulümler yarın bu ülkeye adalet ve demokrasi geldiğinde zalimlerin önüne konacak. Bütün bu yaptıklarının hesabı sorulacak. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Ne var ki bu haberleri yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta elimize geçen haberi yayınlamadan önce mutlaka teyit etmek. Abartılara asla girmemek. Gerçekliğe milimetrik sadık kalmak.

Zaten zalim her türlü zulmü fazlasıyla yapıyor. Ayrıca bir abartıya da ihtiyaç yok zaten.

Bu haberleri teyit etmenin mevcut Türkiye şartlarında ne kadar zor olduğunun farkındayım. Her şeye rağmen yüzde yüz emin olunan ve teyit edilmiş, ilk ağızdan aktarılan zulüm hikayeleri yayınlanmalı.

Ayrıca kimliğine bakılmadan bütün zulümlere aynı oranda yer verilmeli.

Ben de yer yer bu zulümlere yazılarımda ve twitlerimde yer veriyorum. Daha çok kişiye oluşması için çaba sarf ediyorum.

Amacım bütün bu  yaşananları tarihe not düşmenin yanı sıra sessiz kalan, sessiz kalarak işbirlikçilik yapan bu toplumun yüzüne vurmak.

Umulur ki vicdanlarında ufacık bir kıpırtı olur. Belki böylelikle insanlıklarını hatırlarlar.

Yardıma koşmaları gibi bir beklentim yok. Merhamet dilenmek de değil amacım.

Onlar insanlıklarını kurtarsınlar yeter.

Bu zulümleri duysunlar ki yarın öbür gün Nazi Almanya’sında yaşamış yaşlı Almanlar gibi ‘haberim yoktu, duymamıştım’ gibi sahte mazeretlerin arkasına saklanmasınlar.

Hizmet olarak biz bu acıyı yaşayacağız.

Ama tek başımıza.

Bir dönem Dersimlilerin yaşadıkları gibi.

Kürtlerin yaşadıkları, yaşamaya devam ettikleri gibi.

Maalesef parçası olduğumuz bu kirli toplumda acıların paylaşılması gibi bir gelenek yok.

 

Erkam Tufan Aytav

http://www.erkamtufan.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here